Elazığ Kovancılar Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine Başvuran Hastaların Servikal Smear Sonuçlarının Değerlendirilmesi
Cilt 26, Sayı 2
Temmuz 2012 · Sayfalar 061-063
Elazığ Kovancılar Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine Başvuran Hastaların Servikal Smear Sonuçlarının Değerlendirilmesi
Elazig Kovancılar State Hospital, Clinic of Obstetrics and Gynecology, Patients Presenting to the Evaluation of Cervical Smear Results
Fırat MUTLU1, Ebru ÇELİK2, Salih Burçin KAVAK3
1Kovancılar Devlet Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Elazığ, TÜRKİYE 2Özel Doğu Anadolu Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Elazığ, TÜRKİYE 3Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
Amaç: Bu çalışmada kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine değişik nedenlerle başvuran
olguların servikal smear sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Elazığ Kovancılar Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine
Haziran 2010 ile Aralık 2011 tarihleri arasında başvuran hastaların kayıtları retrospektif olarak
incelendi. Olguların yaş, parite, abortus, küretaj, gebelik sayısı, ilk koit yaşı ve menopoz durumu
gibi obstetrik ve jinekoljik özellikleri kayıt edildi. Hastalar menopoz durumlarına göre premenopozal
ve postmenopozal olmak üzere iki gruba ayrıldı.
Bulgular: Bu sürede toplam 795 olgu kaydedildi. Bu olguların 748'i (%94.08) premenopozal
dönemde iken, 47'si (%5.91) postmenopozal dönemdeydi. Çalışmaya alınan olguların 749 (%94.2)
tanesinde kronik servisit, 9 (%1.1) tanesinde atrofi, 15 (%1.9) tanesinde ASCUS (önemi bilinmeyen
atipik squamöz hücreler), 4 (%0.5) tanesinde AGUS (önemi bilinmeyen atipik glandüler hücreler)
tespit edildi. 1 (%0.1) olguda HSIL (yüksek gradeli squamöz intraepitelyal lezyon), 6 (%0.8) olguda
ise LSIL (düşük gradeli squamöz intraepitelyal lezyon) tespit edildi. Olguların 11 tanesi (%1.4)
yoğun inflamasyon ya da kanama nedeniyle yetersiz materyal olarak değerlendirildi. Hiçbir olguda
İnvazif servikal karsinom veya servikal polip tespit edilmedi.
Sonuç: Pap smear, servikal patolojilerin tespit edilmesinde kullanılan önemli bir tarama yöntemidir.
Objective: The aim of this study was to investigate the cervical smear results of patients who
admitted to Obstetric and Gyneocology clinic because of various complaints.
Materials and methods: The cervical smear of patients who presented to Elazığ Kovancılar State
Hospital between June 2010 and December 2011 were examined retrospectively. Gynecologic and
obstetric history as well as age, number of parity, abortus, curettage, age of first coitus and
menopausal status were recorded. Patients are divided into two groups as premenopausal and
postmenopausal.
Results: In this period, 795 patients were recorded. 748 (94.08%) patients were in premenopausal
period, 47 (5.91%) were in postmenopausal period. Chronic cervitis was present in 749 (94.2%) of
patients. Atrophic cervitis was determined in 9 (1.1%), ASCUS (atypical squamous cells of
undetermined significance) were determined in 15 (1.9%) and AGUS (atypical glandular cells of
undetermined significance) was determined in 4 (0.5%). High grade squamous intraepithelial lesion
(HSIL) was found in one patient (0.1%), whereas 6 (0.8%) patients had low grade squamous
intraepithelial lesion (LSIL). The specimens were considered to be insufficient in 11 (1.4%) cases
due to intense inflammation and bleeding. Invasive cervical carcinoma or cervical polyp was not
determined in any of the specimens,.
Conclusion: Pap-smear is an important screening tool in diagnosis of cervical pathologies.
Giriş
Serviks kanseri, kadın kanserleri içerisinde sıkça görülür ve bu kanserin dünyada
yıllık olgu sayısı 493 bin, ölüm sayısı 274 bin olarak hesaplanmaktadır; 2002 yılı
verilerine göre Türkiye için tahmin edilen yıllık olgu sayısı 1400’e yakın, ölüm sayısı ise
730 kadardır[1]. 1950’li yıllarda Yunan bilim adamı Georgios N. Papanicolaou
tarafından geliştirilmiş olan ve bu araştırmacının adına izafeten “Pap-smear” adı verilmiş
olan tarama yöntemi, ucuz ve kolay uygulanır olması nedeniyle hızla benimsenmiş,
yirminci yüzyılın ikinci yarısında özellikle gelişmiş ülkelerde yaygın biçimde
uygulanmıştır. Bu ülkelerde serviks kanserinin ölüm hızında 60’lı yıllardan sonra
gözlenen azalma, Pap-smear taramasına bağlanmaktadır[2]. Günümüzde Pap-smear
ile tarama serviks kanseri ve öncül lezyonlarının erken tanısı için kullanılan önemli bir yöntem olarak benimsenmiştir. Sitolojik tarama ile invazif
serviks kanser oranı yaklaşık %75 oranında azalmaktadır[3]. Pap-smear, servikal patolojileri araştırma amacıyla
ilk sırada kullanılan bir yöntem olarak, önemini korumaya
devam etmektedir.
Bu çalışmada kadın hastalıkları ve doğum
polikliniğimize değişik nedenlerle başvuran olguların
servikal smear sonuçlarının değerlendirilmesi
amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışma, Elazığ Kovancılar Devlet Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine Haziran 2010
ile Aralık 2011 tarihleri arasında başvuran hastaların
kayıtları incelenerek yapıldı. Çalışmaya 795 olgu dahil
edildi. Hastaların servikal smear raporları gözden
geçirildi ve çalışma grubu olarak belirlendi. Olgular kendi
arasında premenopozal ve postmenopozal olmak üzere
2’ye ayrıldı. Smearlerin alınmasında servikal fırça
kullanıldı ve elde edilen materyal iki lama yayıldıktan
sonra % 96’lık alkolle tespit edildi. Tüm servikal smearler
Bethesda 2001 sistemine göre değerlendirildi. Smear
alınırken; hastanın kanamalı olmamasına, en az üç gün
içinde koitus öyküsünün olmamasına ve havanın
kurutucu etkisini azaltmak için hemen fiksasyonuna
dikkat edildi. Olguların yaş, abortus, gebelik sayısı, ilk
koit yaşı ve menopoz durumu gibi obstetrik ve jinekoljik
hikayeleri incelendi.
İstatistiksel Değerlendirme: Tanımlayıcı istatistikler,
sürekli değişkenler için ortalama ± standart sapma,
kategorik değişkenler için % olarak verilmiştir. Gruplar
arasında yaş ortalaması, gravida, parite, abortus, küretaj
ve koitus yaşı yönünden karşılaştırmalarda farkın
anlamlılığı Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile
incelenmiştir. Yaş, gravida, parite, abortus, küretaj ve
koitus yaşı Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi ile
karşılaştırılmıştır. P<0.05 olduğunda istatistiksel olarak
anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular
Çalışmamızda 795 olgu incelemeye alındı. Olgular
menopozal durumları açısından 2 gruba ayrıldı. 748
(%94.08) olgu premenopozal dönemde iken, 47 (%5.91)
olgu postmenopozal dönemdeydi. Çalışmaya alınan
olguların yaş aralıkları 17-68 arasında olup, ortalama yaş
33.88±9.16 idi. Olguların ortalama gebelik sayıları (0-13)
3.52±2.12, abortusları (0-4) 0.51±0.85, pariteleri (0-11)
2.57±1.63 ve küretaj sayıları (0-3) 0.42±0.65 idi.
Olguların yaşları ve obstetrik öyküleri tablo 1’de
verilmiştir. Çalışmaya alınan olguların 749 (%94.2)
tanesinde kronik servisit, 9 (%1.1) tanesinde atrofi, 4
(%0.5) tanesinde önemi bilinmeyen atipik glandüler
hücreler (AGUS), 15 (%1.9) tanesinde önemi bilinmeyen
atipik squamöz hücreler (ASCUS) tespit edildi. 1 (%0.1)
olguda yüksek gradeli squamöz intraepitelyal lezyon
(HSIL), 6 (%0.8) olguda ise düşük gradeli squamöz
intraepitelyal lezyon (LSIL) tespit edildi. Olguların 11 tanesi (%1.4) yoğun inflamasyon ya da kanama
nedeniyle yetersiz materyal olarak değerlendirildi.
Tablo 1: Olguların demografik özellikleri.
Hiçbir olguda İnvazif servikal karsinom veya servikal
polip tespit edilmedi. Pap smear sonucu HSIL olarak
gelen olgunun yaşı 46 idi ve önceden 5 gebeliği
bulunuyordu. Olguların servikal smear sonuçları tablo
2’de verilmiştir.
Tablo 2: Olguların servikal smear sonuçları.
Premenopozal ve postmenopozal olarak 2’ye ayrılan
grupların gebelik sayıları ve paritelerinde postmenopozal
grup lehine olmak üzere istatistiksel olarak anlamlı
derecede fark vardı (p<0.05). Ancak abortus ve küretaj
sayıları açısından 2 grup arasında anlamlı fark izlenmedi.
Tartışma
Pap-smear testi, servikal premalign ve malign
lezyonların klinik olarak bulgu ve belirtilerinin ortaya
çıkmasından önce, tanınması için kullanılan etkin bir
tarama testidir. Bu çalışmada 15 ASCUS, 4 AGUS, 6
LSIL, 1 tane de HSIL olmak üzere toplam 26 (%3.3)
olguda anormal smear sonucuna rastlanmış ve klinik
olarak anormal belirti vermeyen bu olgular, ileri
değerlendirme için 3. basamak sağlık kuruluşuna
yönlendirilmiştir.
Jinekolojik kanserler arasında sık görülen serviks
kanserinin önlenmesi ve tedavi edilebilmesi; risk
faktörlerinin belirlenmesi, önlenebilir olanların ortadan
kaldırılması, uygun yaş grubuna uygun tarama testinin
yapılması ile erken tanı ve tedavinin yapılmasına bağlıdır[4].
Human papilloma virus (HPV) enfeksiyonu, human
immunodeficiency virus (HIV) enfeksiyonu, erken yaşta
koit ve multipl partner, sigara, 5 yıldan daha uzun süre
kombine oral kontraseptif kullanımı, kötü hijyen gibi risk
faktörleri tanımlansa da serviks kanserinden korunmada
en önemli öğe kadınların Pap-smear yöntemi ile etkin
şekilde taranmasıdır. Smear yaptırma durumu kadınların
yaş, eğitim durumu, sosyoekonomik düzeyi ve kültürel
özelliklerine göre farklılıklar göstermektedir[5]. Geri
kalmış veya ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde Papsmear
taraması halen yeterli ilgiyi görememektedir ve
gelişmiş ülkelere göre serviks kanseri sıklığı 20 kat daha
fazladır[6].
Diğer bir konu da taramanın ne sıklıkta yapılacağıdır.
Amerikan kanser derneği tarafından; hayatı boyunca
herhangi bir dönemde veya halen seksüel aktif olan ya
da 21 yaşına gelmiş tüm kadınların yıllık pelvik muayene
ve pap smear yaptırmaları, 30 yaş üzerinde ve 3 yıl
ardışık yıllık normal pelvik muayene ve pap smear
sonucu olan kadınların daha uzun aralıklarla kontrol
edilebileceğini bildirilmiştir[7]. Ancak, ülkemizde yapılan
bir çalışmada kadınların pap smear yaptırması gereken
grubu ve ne sıklıkta yapılması gerektiğini tam olarak
tanımlayamadıkları ve çalışmaya katılan kadınların
%40,8’inin bu testi daha önce hiç yaptırmadıkları
saptanmıştır[8]. Sağlık bakanlığının ülkemizde yapılan
Pap-smear taramasında koyduğu hedef ise; 35-40
yaşlarındaki tüm kadınların en az bir kez smear
yaptırmasıdır. Bakanlık, ülkemiz koşulları dikkate alındığında gerçekleştirilebilir ideal hedefi ise 35 yaşında
başlanacak olan toplum tabanlı tarama olarak belirlemiş,
taranacak popülasyonun, ev halkı tespit fişi esas alınarak
tanımlanması, geliştirilecek davet yöntemleriyle 5 yıllık
aralarla tekrarlanması ve son iki testi negatif olan 65
yaşındaki kadınlarda taramanın kesilmesi şeklinde
belirlemiştir[9].
Ülkemizde Pap-smear taramasının farkındalığındaki
eksiklikler nedeniyle, kadın hastalıkları ve doğum
polikliniğine başvuran kadınlara smear testinin
yapılmasının yanı sıra, kadınların düzenli kontrole
gelmelerinin önemi de mutlaka vurgulanmalıdır.
Çalışmamızda olguların ileri düzey değerlendirilmelerinin
gerektiği LSIL, HSIL, ASCUS ve AGUS gibi patolojilerin
toplam sıklığı %3.3 olarak bulunmuştur. Bu sıklık
literatürde verilen %5 değerine yakındır[10]. Bu oranın
daha düşük çıkmasının bir nedeni multipl partner ve
sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin çalışılan bölgede
daha az görülmesi olabilir. Kuşkusuz bu konuda daha
ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Pap-smear; gelişmiş ülkeler gibi tarama testlerini
ciddiyetle uygulayan ülkelerde mükemmel sonuçlar
vermiştir. Serviks kanserine bağlı ölümler anlamlı
düzeyde azalmış, kanser öncülü lezyonların tespitinde
ise artış olmuştur. Bu, taramanın etkin uygulanmasından
kaynaklanmaktadır[11]. Ülkemizde gerekli alt yapının ve
toplum bilincinin oluşturulması, invazif serviks kanseri
sıklığını oldukça makul düzeylere indirecektir.
Nanda K, McCrory DC, Myers ER, et al. Accuracy of the
Papanicolaou test in screening for and follow-up of cervical
cytologic abnormalities: a systematic review. Ann Intern
Med 2000; 132: 810-819.
Ayhan A, Durukan T, Günalp S, ve ark. Temel kadın
hastalıkları ve doğum bilgisi. Güneş Tıp Kitapevi. 2. Baskı.
Ankara 2008: 1027.
Akyüz A, Güvenç G, Yavan T, Çetintürk A, Kök G.
Kadınların pap smear yaptırma durumları ile bunu etkileyen
faktörlerin belirlenmesi. Gülhane Tıp Dergisi 2006; 48: 25-29.
Greenlee RT, Murray T, Bolden S, Wingo PA. Cancer
statistics 2000. CA Cancer J Clin 2000; 50: 7-33.
American Cancer Society. Cancer facts and figures 2006.
http://www. cancer. org/downloads/ STT/CAFF2006. /
05.01.2012.
Gül P, Topuz Ş, An Ş. et al. Başkent üniversitesi ankara
hastanesi kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine
başvuran kadınların HPV aşısı ve serviks kanseri ile ilgili
bilgi düzeyleri. Türk jinekolojik Onkolji Dergisi 2010; 13: 11-18.