Yapılan bu çalışmanın en önemli bulgusu, servikal diskopatisi olan hastalarda TME bozukluklarının anlamlı olarak daha sık görülmesidir. Servikal diskopati ile masseter ağrısı, dental protez kullanımı, travma öyküsü, diş gıcırdatma, diş sıkma ve ağız açıklığının kısıtlı olması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Bu semptomlar sıklıkla TME bozuklukları ile ilişkilidir ve önceki literatür bilgileriyle uyumludur
15. Çenenin çiğneme kasları anatomik ve fonksiyonel olarak servikal bölgeye bağlıdır ve bu iki bölge birbirini etkiler
16. Mekanik olarak, mandibular açıklık servikal ekstansiyon veya fleksiyon ile ilişkilidir; bir bölgedeki kısıtlılık genellikle diğerindeki hareketi etkiler
17. Çalışmamızda, ağız açıklığının kısıtlı olması ile servikal diskopati arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Nöroanatomik açıdan bakıldığında, trigeminal sinir ve üst servikal köklerden (C1–C3) gelen duyusal afferentler trigeminal servikal çekirdekte birleşerek ağrı sinyallerinin beyne doğru kesin lokalizasyonunu zorlaştırır. Sonuç olarak, TME bozukluğu olan hastalar servikal omurgada ağrı veya işlev bozukluğu da yaşayabilir. Psikolojik ve sosyal faktörler, TME semptomlarının gelişmesine ve devam etmesine katkıda bulunabilir. Bu teorik açıklamalara rağmen, bazı çalışmalar TME bozukluğu ile servikal rahatsızlıklar arasındaki ilişkinin altında yatan patofizyolojik mekanizmaların belirsiz ve karmaşık olduğunu bildirmektedir 18.
TME bozuklukları günlük işlevselliği önemli ölçüde etkiler ve kronik orofasiyal ağrının önde gelen nedenlerinden biridir. Baş ağrısı, kulak rahatsızlığı, servikal omurga disfonksiyonu ve değişmiş servikal duruş gibi semptomlar TME bozukluğu olan bireylerde sıklıkla görülür. Costa ve ark. 19 TME bozukluğu ile servikal omurga bozuklukları arasındaki ilişkiyi baş ve boyun duruşu, servikal hareket aralığı, kas hassasiyeti, aktivite seviyeleri ve motor kontrolü ile ilişkili olarak araştırdılar. Kranioservikal açıyı radyografik veya fotografik yöntemlerle inceleyen çalışmalar baş duruşu ve TME bozukluğu arasında tutarlı bir ilişki bulamazken, C0–C2 servikal segmentlerdeki kısıtlı eklem hareket açıklığı TME ile ilişkilendirilmiştir. İlginç bir şekilde, bu sınırlama sagital düzlem hareketlerinde daha belirgin görünmektedir. Ayrıca, TME hastalarında kontrollerle karşılaştırıldığında artmış kas hassasiyeti ve daha fazla sayıda hassas nokta gözlenmiştir.
Çok sayıda çalışma 20-22, servikal omurga rahatsızlıkları ile çiğneme kası ağrısı arasında çift yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu etkileşim, muhtemelen servikal omurga ve TME arasındaki karmaşık işlevsel ve yapısal bağlantılardan kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada elde edilen bulgular önceki çalışmalarla uyumludur. Ancak, TME ve servikal patoloji arasındaki ilişki üzerine daha önce yapılmış birçok araştırma, küçük örneklem büyüklükleri, tutarsız tanı kriterleri ve zayıf metodolojik tasarımlar nedeniyle sınırlıydı 23. Bu nedenle, sistematik incelemeler ve daha geniş hasta popülasyonları içeren çalışmalar, servikal diskopati ve TME'nin ortak semptomları ve altta yatan mekanizmaları hakkında daha sağlam kanıtlar sağlamaya yardımcı olabilir 24,25.
Son çalışmalar, servikal omurga ve TME arasındaki nörofonksiyonel entegrasyonu daha da açıklığa kavuşturmuştur. Özellikle, üst servikal segmentlerden (C1-C3) gelen somatik afferentlerin trigeminal sistemle etkileşime girdiği ve servikal disk patolojisi olan bireylerde çene ağrısı ve disfonksiyon gibi TME semptomlarına katkıda bulunabileceği gösterilmiştir 26. Servikal diskopati ile masseter ağrısı, ağız açıklığının azalması, diş gıcırdatma ve sıkma arasındaki anlamlı ilişkiye dair bulgularımız bu patofizyolojik mekanizmayı desteklemektedir.
Biyomekanik ve nöroanatomik faktörlere ek olarak, psikososyal değişkenler de TME'de hayati bir rol oynamaktadır. Gomez-Pizarro ve ark. 27, COVID-19 pandemisinin ardından genel popülasyonda bruksizm ve çene ile ilgili ağrıda, büyük ölçüde artan stres, anksiyete ve uyku bozuklukları nedeniyle bir artış olduğunu belirtmiştir. Çalışma grubumunda diş gıcırdatma ve sıkmanın yüksek yaygınlığı, bu daha geniş toplumsal eğilimleri yansıtmaktadır.
Baş ve boyun bölgesindeki duruş bozuklukları da TME bozukluğunun patogenezinde rol oynamaktadır. Fernandez-de-Las-Peñas ve ark. (28) tarafından yapılan sistematik bir inceleme, sagital baş duruşundaki sapmaların hem servikal hem de mandibular fonksiyonu olumsuz etkileyebileceğini vurgulamıştır. Yapılan bu çalışmada servikal diskopatili hastalarda ağız açıklığının sınırlı olması, çene ve servikal omurga arasındaki biyomekanik bağımlılık kavramını daha da desteklemektedir.
TME bozukluğunun yaygınlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki önemli etkisi göz önüne alındığında, servikal bozukluklarla ilişkisine dair klinik farkındalığın artırılması şarttır. Silva ve ark. 29 tarafından yakın zamanda yapılan randomize kontrollü bir çalışma, fizik tedavi, diş müdahaleleri ve psikolojik destek dahil olmak üzere multidisipliner tedavinin, kombine TME ve servikal disfonksiyonu olan hastalar için daha etkili olduğunu göstermiştir.
Yapılan bu çalışmada, servikal diskopati teşhisi konan hastalarda TME semptomlarının değerlendirilmesinin önemi vurgulanmaktadır. Bu iki bölge arasındaki etkileşimin farkında olmak, klinisyenlerin daha kapsamlı değerlendirmeler yapmasına ve bütünsel tedavi stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilir. Çalışmamızı doğrulamak ve servikal diskopati ile TME arasındaki çift yönlü ilişkiyi daha da açıklığa kavuşturmak için daha geniş populasyonda çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır.