[ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]
Fırat University Medical Journal of Health Sciences
2020, Cilt 34, Sayı 3, Sayfa(lar) 235-240
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Türkiye’deki Sağlık Çalışanlarının COVID-19 Salgını Döneminde Uykusuzluk Düzeyinin Değerlendirilmesi
Tuba TALO YILDIRIM1, Kadir YILDIRIM2, Azad ASAFOV3
1Fırat Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Periodontoloji Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
2Turgut Özal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Malatya, TÜRKİYE
3Medikalpark Hastanesi, Çocuk Psikiyatri Bölümü, Elazığ, TÜRKİYE
Anahtar Kelimeler: COVID-19, sağlık çalışanları, uykusuzluk
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı, yeni koronavirüs (COVID-19) salgını sırasında Türk toplumundaki sağlık çalışanlarının uykusuzluk şiddetini demografik verilere, çalışma koşullarına ve diğer değişkenlere göre değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Türkiye’de çeşitli sağlık merkezlerinde aktif hizmet vermekte olan 107 erkek ve 170 kadın olmak üzere toplam 277 sağlık çalışanı üzerinden yürütülmüştür. Sağlık çalışanlarından kişisel bilgi formunu ve uykusuzluk düzeyinin belirlenmesi için Uykusuzluk Şiddet İndeksi (UŞİ) formunu doldurmaları istenildi. Hazırlanan anket formları çalışmaya katılmayı kabul eden sağlık çalışanlarına online olarak uygulandı. Verilerin istatistiksel analizlerinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Bu analizlerde anlamlılık düzeyi P<0.05 olarak kabul edildi.

Bulgular: Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 33.70±7.86 erkeklerin yaş ortalaması 36.41±9.34 dür. Bekar sağlık çalışanlarında UŞİ düzeyi daha yüksek tespit edilmiştir (P<0.05). UŞİ düzeyi kadınlarda, lise düzeyinde eğitim alanlarda, küçük yaş grubunda daha yüksek tespit edilmiştir ama bu farklılık anlamlı değildir (P>0.05). Sekreterlerde, radyoloji çekim alanında çalışanlarda, sigara kullananlarda ve kronik hastalığı olan kişilerde UŞİ düzeyi daha yüksektir ama bu farklılık anlamlı değildir (P>0.05).

Sonuç: Sağlık çalışanların psikolojik olarak etkilenmelerinin bir sonucu olarak UŞİ düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Sağlık çalışanlarına COVID-19 salgınından psikolojik olarak daha az etkilenmeleri için düzenli olarak psikoeğitim verilmesi faydalı olabilir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Yeni koronavirüs (COVID-19) dünyada, ilk kez Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrinde belirlenen bir solunum yolu enfeksiyonu olarak ortaya çıkmıştır. Dünya Sağlık Örgütü Ocak 2020'de COVID-19 salgınını uluslararası yayılım gösteren halk sağlığı için acil durum olarak açıklamış ve Mart 2020'de ise pandemi olarak ilan etmiştir. COVID-19 salgınında ilk vaka ülkemizde resmi olarak 11 Mart 2020’de tespit edilmiştir 1.

    Kısa bir sürede tüm Dünya’yı etkisi altına alan COVID-19, şiddetli akut solunum sendromuna sebep olan, yüksek ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, eklem ve baş ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteren bulaşıcı bir hastalıktır 2. Salgın, her birey ve her yaş grubu üzerinde farklı etkiler göstermektedir. Özellikle çok çeşitli risk faktörleri içeren ve uzamış hastalık dönemleri olan astım, KOAH, kalp-damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları ve diabet gibi kronik hastalığa sahip olan bireylerde daha ağır seyretmekte ve ölüm ile sonuçlanabilmektedir. Bununla birlikte virüs bazı bireyler üzerinde hiçbir semptom göstermezken bazı bireyler üzerinde daha hafif bir seyir izlemektedir. COVID-19 hastalığı kişilerin sadece fiziksel sağlığı etkilemekle kalmayıp, kişilerin ve toplumların ekonomik, sosyal ve psikolojik dengelerini de bozmaktadır 3.

    Yapılan birçok araştırmada salgının kontrol altına alınmamış olması, hastalığı önleyecek bir aşının geliştirilmemiş olması karşısında kişilerin kaygı, korku ve stress düzeylerinin oldukça arttığı gösterilmiştir 4-6. Hastalığın etkisinin sadece mortalitesi ile sınırlı olmadığı, Dünya genelinde nüfusun büyük bir bölümü üzerinde ruhsal etkileri olduğu açıktır 4.

    COVID-19 salgını sırasında Çin’de genel popülasyonun değerlendirildiği Huang ve Zhao 7’nun yaptıkları çalışmada, anksiyete ve depresif belirti oranlarının yüksek izlendiği, her üç kişiden birinin anksiyete, beş kişiden birinin de uyku bozukluğu ve depresif belirtiler yaşadığı bildirilmiştir.

    Yapılan diğer çalışmalarda, COVID-19 enfeksiyonu olan hastalar dışında, yaşlılarda, çocuklarda, psikiyatrik bozukluğu olanlarda ve sağlık profesyonelleri arasında ruhsal sorunlarda artış olduğu bildirilmiştir 6,8,9. Literatüre göre 10 çalışma ortamına bağlı olarak salgın sürecinin bireylerin ruh sağlıkları üzerine etkileri en fazla sağlık çalışanlarında hissedilmektedir. Sağlık çalışanlarının COVID-19 salgını sırasında olumsuz ruhsal etkilenmelerinin nedenleri: Uzun çalışma saatleri, fiziksel yorgunluk, enfeksiyon riski, koruyucu ekipman sıkıntısı, yalnızlık ve ailelerinden ayrı olmaları şeklinde sıralanabilir 4,11. Sağlık çalışanların psikolojik olarak etkilenmelerinin bir sonucu olarak uykusuzluk problemleri ortaya çıkabilir.

    Bu çalışmanın amacı, COVID-19 salgını sırasında Türk toplumundaki sağlık çalışanlarının uykusuzluk şiddetini demografik verilere, çalışma koşullarına ve diğer değişkenlere göre değerlendirmektir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metot
    Çalışma Grubu: Kesitsel tipteki çalışma Nisan ve Haziran 2020 ayları arasında Türkiye’de çeşitli sağlık merkezlerinde aktif hizmet vermekte olan 170 kadın ve 107 erkek olmak üzere toplam 277 sağlık çalışanı üzerinden yürütülmüştür.

    Veri Toplama Araçları: Bu çalışmada veri toplama araçları olarak, sağlık çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri ile ilgili bilgi toplamak amacıyla geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” ve Uykusuzluk Şiddeti İndeksi kullanılmıştır.

    Kişisel Bilgi Formu: Çalışmayı planlayan kişiler tarafından düzenlenen formda, sağlık çalışanlarının yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, çocuk sahibi olup olmadığı, aile yapısı, meslek grubu, aktif çalışılan sağlık alanı, sigara kullanım durumu, kronik hastalık varlığı, ve son bir ayda yurtdışı çıkışı/teması olup olmadığı sorgulanmıştır.

    Uykusuzluk Şiddeti İndeksi (UŞİ): Uykusuzluk belirtilerinin derecesini saptayabilmek amacıyla geliştirilen bu ölçek normal toplum taramalarında ve uykusuzluğun klinik değerlendirilmesinde kullanılabilmektedir. Yedi maddeden oluşan beşli Likert tipi bir ölçektir. Her madde 0 ve 4 arasında puanlanmakta ve toplam puan 0-28 arasında değişmektedir. Ölçeğin 0-7 arası puanı klinik olarak önemsiz düzeyde uykusuzluk, 8-14 uykusuzluk alt eşiğini, 15-21 klinik uykusuzluk (orta şiddette), 22-28 klinik uykusuzluk (şiddetli) göstermektedir. Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Boysan ve ark. 12 tarafından 2010'da yapılmıştır. Ölçek hem öz bildirim aracıdır hem de bakım veren (eş/ebeveyn) veya klinisyen tarafından değerlendirmede kullanabilecek bir araçtır. Ölçeğin iç tutarlıklık katsayısı 0,79 olarak bulunmuştur.

    İşlem: Hazırlanan anket formları çalışmaya katılmayı kabul eden sağlık çalışanlarına online olarak uygulandı. Sağlık çalışanlarına, çalışmaya katılmak ve isim belirtmek zorunda olmadıkları, araştırma konusu ile ilgili her tür soru ve sorun için yardım ve yönlendirme yapılacağı, verilerin bilimsel araştırma için kullanılacağı şeklinde açıklama yapılarak bilgilendirilmiş onam alındı, kabul eden kişilerden anket formlarını doldurmaları istenildi. Araştırma için Fırat Üniversitesi Girişimsel Olmayan Yerel Etik Kurulu’ndan Helsinki Deklerasyonu Prensiplerine uygun olarak onay alındı (2020/07-28).

    İstatistiksel Yöntem: Verilerin istatistiksel analizlerinin yapılmasında SPSS 23.0 Windows programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov smirnov testi ile değerlendirildi. İstatistiksel değerlendirme için nonparametrik analizler kullanıldı. İki grup arasındaki farkın analizinde Mann-Whitney U testi, ikiden fazla olan gruplar için Kruskal Wallis testi kullanıldı. Bu analizlerde anlamlılık düzeyi P<0.05 olarak kabul edildi. Güç analizi %90 güçte (0.90) 0.05 anlamlılık düzeyinde ve 0.1 etki büyüklüğünde yapıldığında katılımcı sayısı minimum 213 olmalıdır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Katılımcıların yaşları 21–60 arasında değişmektedir. Kadınların yaş ortalaması 33.70±7.86 erkeklerin yaş ortalaması 36.41±9.34 dür. Katılımcıların 15‘i (%5.41) lise, 146’sı (%52.70) üniversite ve 116‘sı (%41.87) doktara/uzmanlık seviyesinde eğitim almıştır.

    Katılımcıların medeni durumları değerlendirildiğinde, %61.73'ü (n= 171) evli, % 36.10'u (n= 100) bekar, %2.16'sı (n= 6) boşanmış veya dul olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının %54.15’i (n=150) çocuk sahibidir.

    Çalışma grubu 110 (%39.71) doktor, 87 (%31.40) diş hekimi, 40 (%14.44) hemşire, 10 (%3.61) sağlık teknisyeni, 9 (%3.24) sekreter, 13 (%4.69) personel asistanı ve 8 (%2.88) fizyoterapistten oluşmuştur. Katılımcıların 117'si (%42.23) kamu kurumlarında, 112'si (%40.43) üniversitelerde, 48'i (%17.32) özel kurumlarda görev yapmaktadır. Sağlık çalışanlarının 173’ü (%62.45) polikliniklerde, 37'si (%13.35) servislerde, 24'ü (%8.66) acil servislerde, 13'ü (%4.69) radyoloji bölümlerinde, 10'u (%3.61) ameliyathanelerde, 12’si (%4.33) laboratuvarlarda ve sekizi (%2.88) yoğun bakımda çalışmaktadır.

    Ortalama UŞİ erkeklerde 9.03±2.98 kadınlarda 9.58±3.15’dir (P= 0.146). Kadın ve erkeklerin UŞİ düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. Farklı yaş gruplarında yer alan bireyler arasında UŞİ düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (P= 0.145). Uzmanlık doktora seviyesinde eğitim alanların UŞİ düzeyi en düşük (9.23±3.11) lise seviyesinde eğitim alanlarda ise en yüksek (10.07±4.62) olduğu tespit edilmiştir, fakat bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı değildir. UŞİ düzeyi evlilerde 9.22±2.39, bekarlarda 9.44±2.98 ve dul/boşanmış kişilerde ise 2.65±1.08 olarak saptanmıştır (P=0.031). Çocuk sahibi olan kişilerin UŞİ düzeyi daha düşüktür (P= 0.550) (Tablo 1).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Demografik verilerle uykusuzluk şiddet indeksi arasındaki ilişki

    UŞİ düzeyi meslek grupları arasında en yüksek düzeyde sekreterlerde 11.11±5.39, çalışılan kurum açısından bakıldığında en yüksek özel hastanelerde çalışan kişilerde 9.37±3.50, çalışma alan olarak değerlendirildiğinde ise radyoloji çekim alanında görev yapan kişilerde 9.62±2.72 en yüksek tespit edilmiştir. Fakat bu farklılıklar istatisiksel olarak anlamlı değildir (Tablo 2).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Mesleki değişkenler ile uykusuzluk şiddet indeksi arasındaki ilişki

    Katılımcıların birlikte yaşadığı kişilere, pandemi döneminde izolasyon uygulamalarına ve son bir ayda yurtdışı giriş çıkışı olan bireylerle temas durumuna göre UŞİ düzeyi değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir (P= 0.112, P= 0.984, P=0.324) (Tablo 3).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Diğer değişkenlerle uykusuzluk şiddet indeksi arasındaki ilişki

    Kronik hastalığı olan kişilerde UŞİ düzeyi olmayan kişilere göre daha yüksek tespit edilmiştir. Sigara kullananlarda da benzer şekilde sigara kullanmayanlara göre UŞİ düzeyi daha yüksektir. Fakat bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı değildir (P=0.353, P=0.092) (Tablo 4).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Kronik hastalık ve sigara alışkanlığı ile uykusuzluk şiddet indeksi arasındaki ilişki

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    COVID-19 salgını ve salgınla ilgili önlemler toplumsal yaşamın hemen her alanını önemli ölçüde etkilemiştir. COVID-19 pandemisi sırasında en fazla görünür olan, öncelikli olarak ele alınan ve kontrol edilmeye çalışılan etkiler fiziksel problemler (nefes darlığı, tat-koku hissinde bozulma, öksürük vb.) olmakla birlikte, bireyler psikososyal (ölüm korkusu, belirsizlik anksiyetesi, çaresizlik, ümitsizlik, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu vb.) olarak da etkilenmişlerdir 13,14. Henüz yeterince kanıt olmasa da bilimsel literatürde COVID-19 hastalığının deliryum, anksiyete, uyku bozuklukları ve depresyon dahil olmak üzere zihinsel ve nörolojik belirtilerle giderek daha fazla ilişkili olduğuna dair bildirimler bulunmaktadır 15,16.

    COVID-19 salgını dünya genelinde bir sağlık krizine dönüşmüştür. Salgın ile değişen günlük yaşam rutinine uyum sağlama zorluğunun yanı sıra, sağlık çalışanları da hem toplumun bir üyesi olmaları hem de ön safta ciddi risk altında çalışmaları nedeniyle yaşanan süreçten fiziksel ve psikososyal olarak etkilenmektedirler 17,18. Bu alışılmadık durumda artan aşırı iş yükü, hasta triyajı sırasında yaşanılan ahlaki ikilemler, daha önce bilmedikleri bir hastalıkla mücadele etme çabası sağlık personellerini derinden etkilemektedir 19,20. Ayrıca yakın çevresine bulaş olmaması için aylar boyunca yakınlarından ayrı kalmanın, çoğu ülkede yaşanılan koruyucu ekipman yetersizliğinin yarattığı kaos sağlık personellerinde bir tükenmişliğe sebep olabilmektedir 21. Moreno ve ark. 22 yapmış oldukları çalışmada, başta sağlık çalışanları olmak üzere, yüksek risk altında olan gruplarda salgından psikolojik etkilenmenin daha yüksek olduğuna işaret etmişlerdir. Toplum genelinde stresle ilişkili ruhsal problemlerin (depresyon, anksiyete belirtilerinin, uyku sorunlarının) arttığı kesitsel çalışmalarla bildirilmiştir 23. Yapılan başka bir çalışmada 21 sağlık çalışanlarında yüksek oranlarda uyku sorunları, anksiyete ve depresyon belirtilerinin olduğu görülmüştür.

    Bu çalışmada salgın dönemi aktif görev alan sağlık çalışanlarının UŞİ düzeyi değerlendirilmiştir. UŞİ düzeyi kadınlarda erkeklere göre daha yüksektir. Daha önce yapılan çalışmalarda kadın cinsiyetinin psikolojik olarak salgından daha fazla etkilendiği belirtilmiştir 1,21. Bu etkilenmenin bir sonucu olarak da uykusuzluk sorunları daha sıklıkla görülmektedir. Genç yaş grubundaki sağlık çalışanlarında, lise düzeyinde eğitim almış kişilerde ve bekarlarda UŞİ düzeyi daha yüksektir. Fakat bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı değildir. Genç gruptaki UŞİ düzeyinin mesleki tecrübenin azlığına bağlı olarak bulaş korku ve endişesinin yüksek olması ile bağlantısı olabileceğini düşünmekteyiz. Sonuçta UŞİ seviyesi kaygı düzeyi ile yakından ilişkilidir. Yüksek eğitim seviyesine sahip sağlık çalışanlarının salgını daha doğru ve kontrollü yönettikleri ve gereksiz korku ve endişeye kapılmadıkları aşikardır. Buna bağlı olarak da UŞİ düzeyi daha düşük bulunmuştur.

    Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarında UŞİ düzeyi en yüksek sekreter, teknisyen ve hemşirelerde görülmüştür. En fazla hasta sayısı ile etkileşimde olan grupta yüksek çıkması beklenen bir durumdur. Klinik sekreteri o kliniğe gelen tüm hekimlerin hastaları ile iletişim halindedir. Aynı şekilde röntgen teknisyenleri ve hemşirelerin kişi başına düşen hasta sayısı diğer sağlık çalışanlarına göre daha fazladır. Ayrıca bu gruptaki sağlık çalışanlarının yaş ortalamaları ve eğitim düzeyleri diğer gruplara göre düşüktür. COVID-19 salgını konusunda yardımcı personel diğer sağlık çalışanlarına göre daha az bilgi düzeyine sahiptirler. Bütün bu faktörler göz önüne alındığında bu gruplarda UŞİ düzeyinin yüksek olması beklenen bir durumdur.

    Yurt dışına giriş çıkış yapan bireylerle teması olanlar yada temas olup olmadığını bilmeyen sağlık çalışanlarında UŞİ düzeyi daha yüksek tespit edilmiştir. Bilindiği üzere COVID-19 virüsü ilk Çin’de görülmüştür ve Çin’den tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılmıştır. Ülkemizde de ilk vaka yurtdışı teması olan bir kişide görülmüştü. Toplumda ve sağlık çalışanlarında yurt dışına giriş çıkış yapmış kişilerle temas öyküsü olanlarda hastalığın bulaşma korkusu daha yüksektir, ve buna bağlı olarak da UŞİ düzeyi daha yüksektir. Yapılan bir çok çalışmada 7,21,23 UŞİ düzeyi ile kaygı ve anksiyete arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir.

    COVID-19 salgınında sistemik hastalığı bulunan kişiler yüksek risk grubunda sayılmıştır. Bu gruptaki kişilerin hastalık seyri sağlıklı gruba göre daha ağır seyretmektedir. Sistemik hastalığı olan sağlık çalışanlarında UŞİ düzeyi sağlıklı gruba göre daha yüksek tespit edilmiştir. Sistemik hastalığı olan kişiler riskli grupta oldukları için COVID-19 salgınında enfekte olma korkusu daha fazla yaşamaktadırlar. Daha önce yapılan çalışmalarda da 1,24 sistemik hastalığı olan kişilerin sağlık anksiyete seviyesinin yüksek olduğu gösterilmiştir.

    Çalışmada genel olarak gruplar arası UŞİ değerlerinde farklılıklar tespit edilmiştir fakat bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu durumun ülkemizde sağlık çalışanlarının öğrencilik yıllarından başlamak üzere yoğun bir çalışma temposu içerisinde olmaları ile ilişkili olduğunu düşünmekteyiz. Salgın öncesi de tüm sağlık çalışanları kapasitelerinin çok üstünde uzun saatler çalışmalarına devam etmektelerdi. Yoğun öğrencilik, asistanlık yıllarında 36 saate kadar uzayan nöbet programları sağlık çalışanlarında uykusuzluğa karşı direnç gelişmesine sebep olmuştur. Özetle COVID-19 salgını ile mücadelede ülkemizdeki sağlık çalışanları yoğun bir şekilde uzun saatler stres altında çalışmaya alışkın oldukları için UŞİ seviyesi açısından değerlendirildiğinde daha az etkilendiği görülmüştür. Sağlık çalışanlarına COVID-19 salgınından psikolojik olarak daha az etkilenmelerine yardımcı olmak için düzenli olarak psikoeğitim verilmesi faydalı olabilir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Yildirim TT, Atas O, Asafov A, Yildirim K, Balibey H. Psychological status of healthcare workers during the Covid-19 pandemic. Journal of the College of Physicians and Surgeons 2020; 30: 26-31.

    2) Zhou F, Yu T, Du R, et al. Clinical course and risk factors for mortality of adult inpatients with COVID-19 in Wuhan, China: A retrospective cohort study. The Lancet 2020; 28: 1054-1062.

    3) Aykut S, Aykut SS. Kovid-19 pandemisi ve travma sonrası stres bozukluğu temelinde sosyal hizmetin önemi. Toplumsal Politika Dergisi 2020; 1: 56-66.

    4) Kardeş VC. Pandemi süreci ve sonrası ruhsal ve davranışsal değerlendirme. Türkiye Diyabet ve Obezite Dergisi 2020; 4: 160-169.

    5) Duan L, Zhu G. Psychological interventions for people affected by the COVID-19 epidemic. The Lancet Psychiatry 2020; 7: 300-302.

    6) Chen Q, Liang M, Li Y, et al. Mental health care for medical staff in China during the COVID-19 outbreak. The Lancet Psychiatry 2020; 7: 15-16.

    7) Huang Y, Zhao N. Generalized anxiety disorder, depressive symptoms and sleep quality during COVID-19 outbreak in China: A web-based cross-sectional survey. Psychiatry Research 2020; 288: 112954.

    8) Liem A, Wang C, Wariyanti Y, Latkin CA, Hall BJ. The neglected health of international migrant workers in the COVID-19 epidemic. The Lancet Psychiatry 2020; 7: 20.

    9) Kar SK, Arafat SY, Kabir R, Sharma P, Saxena SK. Coping with mental health challenges during COVID-19. Coronavirus Disease 2019 (COVID-19): 2020; 199-213. Springer; Singapore.

    10) Hamouche S. COVID-19 and employees’ mental health: Stressors, moderators and agenda for organizational actions. Emerald Open Research 2020; 2: 15.

    11) Rajkumar RP. COVID-19 and mental health: A review of the existing literature. Asian Journal of Psychiatry 2020; 52: 1020-1066.

    12) Boysan M, Güleç M, Beşiroğlu L, Kalafat T. Uykusuzluk şiddeti indeksi’nin Türk örneklemindeki psikometrik özellikleri. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2010; 11: 248-252.

    13) Huang JZ, Han M, Luo T, Ren A, Zhou X. Mental health survey of 230 medical staff in a tertiary infectious disease hospital for COVID-19. Chinese Journal of Industrial Hygiene and Occupational Diseases 2020; 38: 001.

    14) Casigliani V, De Nard F, De Vita E, et al. Too much information, too little evidence: is waste in research fuelling the covid-19 infodemic? BMJ 2020; 370: 2672.

    15) Ghebreyesus TA. Addressing mental health needs: An integral part of COVID‐19 response. World Psychiatry 2020; 19: 129.

    16) Baltacı NN, Coşar B. COVID-19 pandemisi ve ruh beden ilişkisi. Türkiye Klinikleri 2020:1-6.

    17) Santarone K, McKenney M, Elkbuli A. Preserving mental health and resilience in frontline healthcare workers during COVID-19. Am J Emerg Med 2020; 38; 1530-1531.

    18) Roelen CA, van Hoffen MF, Waage S, et al. Psychosocial work environment and mental health-related long-term sickness absence among nurses. International Archives of Occupational and Environmental Health 2018; 91: 195-203.

    19) Greenberg N, Docherty M, Gnanapragasam S, Wessely S. Managing mental health challenges faced by healthcare workers during covid-19 pandemic. BMJ. 2020; 368: 1211. 20. Elbay RY, Kurtulmuş A, Arpacıoğlu S, Karadere E. Depression, anxiety, stress levels of physicians and associated factors in Covid-19 pandemics. Psychiatry Research 2020; 290:113-130.

    21) Lai J, Ma S, Wang Y, et al. Factors associated with mental health outcomes among health care workers exposed to coronavirus disease 2019. JAMA network open 2020; 3: 203976.

    22) Moreno C, Wykes T, Galderisi S, et al. How mental health care should change as a consequence of the COVID-19 pandemic. Lancet Psychiatry 2020; 7: 813-824.

    23) Vindegaard N, Benros ME. COVID-19 pandemic and mental health consequences: Systematic review of the current evidence. Brain Behav Immun 2020; 89: 531-542.

    24) Ataş O, Talo Yildirim T. Evaluation of knowledge, attitudes, and clinical education of dental students about COVID-19 pandemic. PeerJ. 2020; 8: 9575.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    [ Ana Sayfa | Editörler | Danışma Kurulu | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]