Meme Küçültme Operasyonlarında Tumesen İnfiltrasyonu ve Bupivakain injeksiyonunun Postoperatif Ağrıya Etkisi
Cilt 28, Sayı 1
Şubat 2014 · Sayfalar 001-004
Meme Küçültme Operasyonlarında Tumesen İnfiltrasyonu ve Bupivakain injeksiyonunun Postoperatif Ağrıya Etkisi
The Efficacy of Tumescent Infiltration and Bupivacaine Injection in Decreasing Postoperative Pain in Breast Reduction
Serdar ALTUN1, Aysun YILDIZ ALTUN2
1Harput Devlet Hastanesi, Plastik, Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Kliniği, Elazığ, TÜRKİYE 2Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Elazığ, TÜRKİYE
Amaç: Meme küçültme operasyonları, meme hipertrofisi'nin sebep olduğu semptomların
giderilebilmesi için meme kütlesinin küçültülmesi olarak tanımlanabilir. Glanduler rezeksiyonun
agresif yapıldığı bu ameliyatların en sık görülen erken komplikasyonları şiddetli postoperatif ağrı
ve kanamadır. Retrospektif çalışmadaki amacımız uzun etkili bir lokal anestezik olan bupivakain
ile hazırlanmış tumesen solüsyonu infiltrasyonu yapılan hastalarla; herhangibir lokal anestezik
eklemeden hazırlanmış tümesen solüsyon infiltrasyonu yapılan hastaların postoperatif ağrı,
drenden gelen kanama miktarı ve dren kalma süreleri açısından değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Kasım 2011-Ocak 2013 tarihleri arasında Harput Devlet
Hastanesinde meme küçültme operasyonu yapılan hastaların verileri retrospektif olarak incelendi
ve tumesen solüsyonu infiltrasyonu uygulanan vertikal skarlı meme küçültme yapılan 38 hastanın
verileri değerlendirmeye alındı. Hastalar, operasyon sırasında meme dokusuna yapılan
infiltrasyon çeşidine göre gruplara ayrıldı. Yapılan infiltrasyon miktarı, yaş, rezeksiyon miktarı,
postoperatif ağrı, drenden gelen kan miktarı ve dren çekilme süreleri açısından irdelendi.
Bulgular: 21 hastaya (%55) bupivakain içeren tumesen solüsyonu enjekte edildi (Grup I). 17
hastaya (%45) ise bupivakain ihtiva etmeyen tumesen solüsyonu enjekte edildi (Grup II). Her iki
memeden rezeksiyon miktarı Grup I'de 1532 gram, Grup II'de 1604 gramdı. Memeye infiltre
edilen solüsyon miktarı Grup I'de 115 mL, Grup II'de 124 mL'di. VAS değerleri Grup I de 6. Saat
3.4, Grup II de 6.58 bulundu. 12. Saat VAS değeri Grup I de 3.71, Grup II de 6.23 bulundu.
Sonuç: Meme küçültme operasyonları erken postoperatif dönemde ağrılı bir işlemdir. Bupivakain
içeren tumesen solüsyonu infiltrasyonu postoperatif ilk 12 saatte ağrıyı azaltmaktadır.
Objective: Reduction mammoplasty operations may be defined as the surgical reduction of
breast size aimed at relieving the symptoms caused by breast hypertrophy. The most common
early complication is severe postoperative pain. In this retrospective study, our aim was to
compare the degree of postoperative pain, the amount of bleeding from the catheter and the
duration of catheterization of patients who recieved bupivacaine, which is a long acting local
anesthetic, containing tumescent solution infiltration,to patients who did not receive this local
anesthetic in the tumescent solution.
Materials and Methods: The data of patients who had reduction mammoplasty at Harput State
Hospital between November 2011 and January 2013 were retrospectively analysed and data of
38 patients who underwent reduction mammoplasty with vertical scarring and who received
tumescent solution infiltration were evaluated. Patients were divided into groups according to the
type of infiltration used on breast tissue. Patients were evaluated in terms of the amount of
infiltration, age, amount of resection, and postoperative pain.
Results: Twenty one patients (55%) were given bupivacaine-containing tumescent solution
(Group I) and 17 patients (45%) were given tumescent solution not containing bupivacaine
(Group II). The amount of resection from both breasts was 1532 grams in Group I and 1604
grams in Group II. The amount of solution infiltrated into the breast was 115 mL in Group I and
124 mL in Group II. VAS values were found to be 3.4 at the sixth hour in GroupI and 6.58 in
Group II. VAS values at the 12th hour were 3.71 and 6.23 in Group I and Group II, respectively.
Conclusion: Reduction mammoplasty is a painful procedure especially in the early period.
Bupivacaine-containing tumescent solution reduces pain in the first postoperative 12 hours.
Giriş
Meme küçültme operasyonları, meme hipertrofisi'nin sebep olduğu semptomların
(omuz ve sırt ağrısı, rekurren intertrigo) giderilebilmesi ve estetik olarak küçük ve dik
meme elde edebilmek için meme kütlesinin küçültülmesi olarak tanımlanabilir[1].
İnsizyon hattının ve glanduler rezeksiyonun agresif yapıldığı bu ameliyatların en sık görülen erken komplikasyonları kanama ve şiddetli
postoperatif ağrıdır. Bretteville-Jensen[2] 1974 yılında ilk
defa meme küçültme operasyonlarında vazokonstruktör
ajan kullanımının operasyon sırasında kanamaya yararlı
etkileri olduğunu göstermiştir. Johansson ve ark.[3] ise
inguinal herni, kolesistektomi ve meme kitlelerinin
eksizyonu gibi operasyonlarda yapılan lokal anestezik
infiltrasyonunun postoperatif ağrıyı azalttığını
belirtmişlerdir. Operasyon sırasında uygulanan lokal
anestezik infiltrasyonunun postoperatif ağrıyı rahatlattığı
yönünde yaygın bir inanç bulunmasına rağmen plastik
cerrahlar arasında pek kullanım alanı bulmamıştır[4].
Operasyon sırasında kanamayı azaltmak, dokunun
şişmesini sağlayarak cerrahiyi kolaylaştırmak ve ameliyat
sonrası ödem ve ekimozu azaltmak için Tumesen
solüsyonu infiltrasyonu liposuction operasyonlarında rutin
olarak kullanılmaktadır. Bu solüsyon klasik olarak 1 litre
Ringer Laktat içerisine, 1 ampul adrenalin (1:1000) ve 30
mL % 1'lik lidokain katılmasıyla oluşmaktadır[5].
Bu retrospektif çalışmadaki amaç uzun etkili bir lokal
anestezik olan bupivakain ile hazırlanmış tumesen
solüsyonu infiltrasyonu yapılan hastalarla; bupivakain de
dahil olmak üzere herhangibir lokal anestezik eklemeden
hazırlanmış tümesen solüsyon infiltrasyonu yapılan
hastaların postoperatif ağrı, drenden gelen kanama
miktarı ve dren kalma süreleri açısından
değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışmada Kasım 2011—Ocak 2013 tarihleri
arasında Harput Devlet Hastanesinde meme küçültme
operasyonu yapılan hastaların verileri retrospektif olarak
incelendi ve tumesen solüsyonu infiltrasyonu uygulanan
Vertikal skarlı meme küçültme yapılan 38 hastanın
verileri değerlendirmeye alındı. Farklı teknikle meme
küçültme yapılan ve/veya Tumesen infiltrasyonu
yapılmayan hastalar çalışma dışında tutuldu. Hastalar,
operasyon sırasında meme dokusuna yapılan infiltrasyon
çeşidine göre gruplara ayrılarak operasyon öncesi
yapılan infiltrasyon miktarı, yaş, rezeksiyon miktarı,
postoperatif ağrı skorları, drenden gelen kan miktarı ve
dren çekilme süreleri açısından irdelendi. Tumesen
solüsyonu Hunstad'ın tarif ettiği üzere 1000 mL ringer
laktat içerisine 1 mL % 0,1 lik adrenalin (1/1000) ve 25-
50 mL %1 lik lidokain ile hazırlanmaktadır[5]. Biz
hastanemizde tumesen solüsyonunu %1 lidokain yerine
% 0.5'lik bupivakainden 30 mL (150 mg) kullanarak
hazırlamaktayız. Retrospektif değerlendirmemizde % 0,5
Bupivakain ihtiva eden tumesen solüsyonu infiltrasyonu
yapılan hastaları Grup I olarak (n=21), Bupivakain ve
herhangi bir lokal anestezik ihtiva etmeyen tumesen
solüsyonu infiltrasyonu yaptığımız hastaları Grup II
(n=17) olarak adlandırdık.
Grup I: 1000 mL Ringer Laktat + %0.1 Adrenalin (1
mL) + %0.5 Bupivakain (30 mL)
Grup II: 1000 mL Ringer Laktat + %0.1 Adrenalin (1
mL)
Kliniğimizde rutin olarak, meme küçültme operasyonu
geçiren hastalar en az üç gün yatırılmakta, dren takipleri
ve ağrı takipleri yapılmaktadır. Ağrı takiplerinde Visuel
Analog Skala (VAS) kullanılmaktadır. VAS sayısal olarak
ölçülemeyen değerleri sayısal hale çevirmek için
kullanılır. 100 mm lik bir çizginin iki ucuna
değerlendirilecek parametrenin iki uç tanımı yazılır ve
hastadan bu çizgi üzerinde kendi durumunun nereye
uygun olduğunu bir çizgi çizerek veya nokta koyarak
veya işaret ederek belirtmesi istenir (Şekil 1). Dren
takipleri rutin olarak 12-24-48. saatlerde yapılarak kayıt
altına alındı, ağrı takipleri ise ilk 24 saatte 6 saatte bir
olacak şekilde, 24-48 saatleri arasında ise 12 saatte bir
olacak değerlendirildi. Elde edilen bu veriler de SPSS
17.0'a aktarılarak incelendi.
Şekil 1: VAS değerlendirme şablonu
Hastaların infiltrasyon miktarı, yaş ve rezeksiyon
miktarlarının istatistiksel olarak değerlendirilmesinde
independent sample t testi. Gruplar arası farklılığı
belirlemek amacıyla Post-Hoc testi olarak Tukey HSD
testi kullanıldı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul
edildi.
Bulgular
21 hastaya (%55) bupivakain ihtiva eden tumesen
solüsyonu enjekte edilmişti (Grup I). 17 hastaya (%45)
ise bupivakain ihtiva etmeyen tumesen solüsyonu
enjekte edilmişti (Grup II). Grup I'deki hastaların yaş
ortalaması 37.8, Grup II'deki hastaların yaş ortalaması
40.5 bulundu. Her iki memeden rezeksiyon miktarı Grup
I'de 1532 gram iken Grup II'de 1604 gramdı ve istatistiki
olarak fark yoktu. Her iki memeye infiltre edilen solüsyon
miktarı Grup I'de 115 mL (80-140 mL) , Grup II'de 124
mL (100-150 mL) di ve istatistiki olarak fark yoktu (Tablo 1). VAS değerleri ölçüm saatlerine göre
değerlendirildiğinde Grup I de 6. saat VAS değeri 3.4,
Grup II de 6.58 bulundu. 12. saat VAS değeri Grup I de
3.71, Grup II de 6.23 bulundu ve bu değerler istatistiki
olarak anlamlıydı. 18. saatten sonra her iki grubun VAS
değerleri birbirine yakın seyretmekte olup 36. saatten
sonra azalmaya başladığı görüldü. Grup içi VAS
değerleri incelenmesinde Grup I'de 6. saat VAS değeri
ile 12.saat VAS değeri diğer sürelerde bakılmış olan VAS
değerlerine göre anlamlı derecede düşük bulundu (Tablo 2). Operasyon sonrası ilk 12 saatlik dönemde Grup I'de
bulunan hiçbir hasta intravenoz analjezik ihtiyacı
duymamışken, Grup II'deki 12 hastaya (%70,5) 50 mg
deksketoprofen enjeksiyonu yapıldı. Her iki meme
dreninden gelen kan miktarı toplamda grup I de 12.
saatte 56 mL, Grup II de 54 mL olarak bulundu. 24.
saatte Grup I de 112 mL, Grup II de 116 mL bulundu. 48. saatte Grup I de 77 mL, Grup II de 75 mL olarak
bulundu. Dren çekilme zamanları Grup I de 3.66 (3-5)
gün, Grup II de 3.88 (3-5) gün olarak bulundu (Tablo 3).
Tablo 1: Grupların demografik özellikleri
Tablo 2: Grupların saatlere göre VAS değerleri
Tablo 3: Saatlere göre drenden gelen kan miktarı ve
dren çekilme süreleri
Tartışma
Postoperatif ağrı, cerrahi travmayla başlayıp doku
iyileşmesiyle sona eren akut bir ağrı şeklidir. Postoperatif
ağrı kişisel farklılıklar göstermekte olup, hastanın
fizyolojik ve psikolojik yapısı, cerrahinin tipi, yeri ve
süresi, postoperatif komplikasyonları, preoperatif ve
postoperatif uygulanan analjezi teknikleri ve postoperatif
bakım kalitesi etkileyen faktörler arasındadır[6]. Meme
küçültme operasyonları makromastinin sebep olduğu
iskeletsel postur değişiklikleri ve estetik görünümü
düzeltmek amacıyla yapılan en sık operasyondur[7]. Bu
operasyonlar majör cerrahi prosedürlerden olup şiddetli
postoperatif ağrıya sebep olmakta ve hasta konforunu
azaltmaktadır[8]. Preinsizyonel lokal anestezik
infiltrasyonu birçok plastik cerrahi operasyonunda
başarıyla kullanılmıştır[9]. Mottura transaksiller subpektoral meme implantı operasyonunda,
preinsizyonel olarak yapılan bupivakain ve lidokain
kombinasyonunun operasyon sonrası analjeziye anlamlı
derecede katkısı olduğunu tespit etmiştir[10].
Bupivakainin yağda çözünürlüğü lidokainden iki kat fazla
olup dolayısıyla daha güçlü etkiye sahiptir. Enjekte
edildiği yerlerde vazodilatasyon meydana getirmez[11].
Bupivakain yaklaşık olarak lidokain 3-4 daha potent olup
etki süresi lidokainden 2-3 kat daha uzundur[11]. Etki
süresi 420 dakika olan bupivakainin adrenalinli
solüsyonlarda maksimum güvenli dozu 2 mg/kg'dır[4].
Metaxotos ve ark.[4] 1999 yılında 24 hasta üzerinde
yapmış oldukları randomize çift kör çalışmada, hastaların
bir memesine 30 mL bupivakain+adrenalin (1/200.000),
diğer memesine ise salin infiltrasyonu yapılmış. Sonuç
olarak bupivakain + adrenalin infiltrasyonunun operasyon
sırasında ve operasyon sonrası kanamayı azalttığı,
erken postoperatif dönemde (ilk 24 saat) ağrıyı
azalttıkları saptanmıştır[4]. Benzer şekilde Rosaeg ve
ark.[12] preoperatif lidokainli tumesen infiltrasyonun
erken dönemde postoperatif ağrıyı azalttığı ve opioid
ihtiyacını azalttığını göstermişlerdir Bu çalışmanın
bulguları litaratürle uyumlu olarak erken postoperatif
dönemde, bupivakain ihtiva eden solüsyon infiltrasyonu
yapılan grupta ağrının daha az olduğu ve VAS
değerlerinin diğer gruba göre düşük olduğu bulundu.
VAS değerleri Grup I'de 6.saat ortalaması 3.4, 12.saatte
3.7 iken Grup II'de 6.saat ortalaması 6.5, 12. saatte 6.2
bulunmuştur ve her iki grup arasında anlamlı derecede
fark tespit edilmiştir. İlk 12 saatteki analjezik ihtiyacı Grup
I'de hiç olmazken, Grup II'deki hastaların %70.5'i
analjezik ihtiyacı hissetmiştir. 18. saatten sonra Grup I
VAS değerinde artış, Grup II'de azalma görülmekte olup
her iki grupun VAS değerleri benzer seviyelere (her iki
grubunda VAS değer ortalaması 6 olmuştur) gelmiştir.
Operasyondan 24 saat sonra grup I VAS değeri 4.8,
Grup II VAS değeri 5 seviyelerine indi, 36. Saatte ise her
iki grubun VAS ortalamaları 4'e indi.
Blomqvist ve ark.[13] meme küçültme operasyonu
yapılan 244 hastalık makalelerinde vazokonstruktor ajan
(adrenalin) infiltrasyonunun postoperatif kanamayı
azaltıp yararlı etkileri olduğunu göstermişlerdir. Varma ve
Henderson'un[14] jinekomasti hastaları üzerinde yapmış
oldukları prospektif çalışmada intraoperatif adrenalin
infiltrasyonunun peroperatif ve postoperatif kanamayı
azalttıklarını tespit etmişlerdir. Bu çalışmada her iki grup
infiltrasyon solüsyonunda adrenalin mevcuttu ve her iki
grup arasında drenden gelen kanama miktarları ve dren
çekilme süreleri arasında istatistiki fark yoktu. Ancak
adrenalin infiltrasyonu yapılmayan bir üçüncü grup
olmadığı için postoperatif kanamaya etkileri
değerlendirilemedi.
Sonuç olarak meme küçültme operasyonları erken
postoperatif dönemde ağrılı bir işlem olup bupivakain
ihtiva eden tumesen solüsyonu infiltrasyonu yapılan
hastalarda postoperatif ilk 12 saatte ağrıyı azaltmaktadır.
Daha uzun süre etkili olan lokal anestezik ajanlar
kullanılarak bu sürenin daha da uzayabileceğini
düşünmekteyiz. Bu düşüncemizi destekleyecek yeni
prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bretteville-Jensen G. Mammaplasty with reduced blood
loss: effect of noradrenalin. Br J Plast Surg 1974; 27: 31-34.
Johansson B, Hallerbäck B, Stubberöd A, et al.
Preoperative local infiltration with ropivacaine for
postoperative pain relief after inguinal hernia repair. Eur J
Surg 1997; 163: 371-378.
Metaxotos NG, Asplund O, Hayes M. The efficacy of
bupivacaine with adrenaline in reducing pain and bleeding
associated with breast reduction: A prospective trial. Br J
Plast Surg 1999; 52: 290-293.
Hunstad JP. Liposuction of the Hips and Thighs. Operative
Plastistic Surgery. Evans G (Editor). 2000: 93-125.
Can M, Hatipoğlu Z, Eser C, Güneş Y. Meme küçültme
cerrahisinde postoperatif ağrının kontrolünde preemptif oral
tramadol ile tramadol- parasetamol ve tramadolgabapentinin
etkinliğinin araştırılması. Cukurova Medical
Journal 2013; 38: 417-425.
Yazici I, Demir U, Fariz S, et al. Meridian Pedicle-Based
Breast Shaping in Reduction Mammaplasty: A Technical
Modification. Anesth Plast Surg 2013; 37: 372-379.
Leonard L, Neil AF. The Efficacy of continuous local
anesthetic infiltration in breast surgery: Reduction
mammaplasty and reconstruction. Plast Reconst Surg
2005; 115: 1927-1934.
Schell, SR. Patient analgesia after axillary lymph node
dissection (ALND): Outcomes in pain management using
long-term continuous local anesthesia delivery. J Surg Res
2003; 114: 243.
Mottura, AA. Local infiltrative anesthesia for transaxillary
subpectoral breast implants. Aesthetic Plast Surg 1995;19:
37-39.
Mather LE, Huang YF, Veering B et al. Systemic and
regional pharmacokinetics of levobupivacaine and
bupivacaine enantiomers in sheep. Anesth and Analg
1998; 86: 805-811.
Rosaeg OP, Bell M, Cicutti NJ, et al. Pre-Incision infiltration
with lidocaine reduces pain and opioid consumption after
reduction mammoplasty. Reg Anesth Pain Med 1998; 23:
575-579.
Blomqvist L, Sellman G, Strömbeck JO. Reduction
mammaplasty with adrenaline infiltration: Effects on
perioperative bleeding. Scand J Plast Reconstr Hand Surg
1996; 30: 29-32.
Varma SK, Henderson HP. A prospective trial of adrenaline
infiltration for controlling bleeding during surgery for
gynaecomastia. Br J Plast Surg 1990; 43: 590-593.