Nefroloji Kliniğimizin Üç Yıllık Dönemde Erişkinlerde Ultrason Yardımlı Perkütan Böbrek Biyopsisi Deneyimi: Klinikopatolojik Bir Değerlendirme
Volume 26, Issue 3
December 2012 · Pages 107-109
Nefroloji Kliniğimizin Üç Yıllık Dönemde Erişkinlerde Ultrason Yardımlı Perkütan Böbrek Biyopsisi Deneyimi: Klinikopatolojik Bir Değerlendirme
Experience of Our Nephrology Clinic on Ultrasound Assisted Percutaneous Kidney Biopsy in Adults on Three Year Period: A Clinicopathologic Evaluation
Ali GÜREL1, Bilge AYGEN1, Deccane DÜZENCİ2, Nusret AKPOLAT3, Hüseyin ÇELİKER1, Ayhan DOĞUKAN1
1Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE 2Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE 3İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Malatya, TÜRKİYE
Amaç: Böbrek biyosisi girişimsel bir işlem olmakla birlikte böbrek parenkim hastalığı olan
erişkinlerin tanı, tedavi ve prognozunda çok önemli bir yer tutmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Tıbbi kayıtlarımızı esas alarak 2008 ile 2011 yılları arasında Fırat Üniversitesi
Tıp Fakültesi Nefroloji kliniğinde ultrason yardımlı böbrek biyopsisi yaptığımız 99 olguyu geriye
dönük olarak taradık.
Bulgular: Böbrek biyopsisi endikasyonlarının 48'i (%48.5) proteinüri, 27'si (%27.3) hematüri ve
24'ü (%24.2) böbrek yetmezliğiydi. Biyopsi sonucu saptadığımız böbrek hastalıklarıysa sıklık
sırasına göre membranöz nefropati (MN) 20 (%20.2), fokal segmental glomerulosklerozis (FSGS)
16 (%16.2), immünoglobulin A nefropatisi (IGAN) 12 (%12.2), minimal değişiklik hastalığı (MDH) 7
(%7.1) ve amiloidoz 6 (%6.1) idi.
Sonuç: Çalışmamızda en sık böbrek biyopsisi endikasyonu olarak proteinüriyi saptadık. Primer
glomerulonefritlerin en sık nedeni olarak MN, sekonder glomerulonefritlerin en sık nedeni olarak da
amiloidozu saptadık. Tanı, tedavi ve prognoza olan katkıları da göz önüne alınınca ultrason
yardımlı perkütan böbrek biyopsisi güvenli ve komplikasyonları nispeten az olan bir değerlendirme
modalitesi olarak kabul edilebilir.
Objective: Kidney biopsy is the most definitive diagnostic and prognostic approach in adults with
renal parenchymal disease despite being an invasive intervention.
Material and Methods: A retrospective clinical study was performed according to medical
registries of 99 patients who had undergone ultrasound assisted percutaneous kidney biopsy from
2008 to 2011 at University of Firat School of Medicine Clinic of Nephrology.
Results: Indications for ultrasound assisted percutaneous kidney biopsy were proteinuria in 48
cases (48.5%), haematuria in 27 (27.3%) and renal insufficiency in 24 (24.2%). The most frequent
kidney diseases that were detected by ultrasound assisted percutaneous kidney biopsy were
membranous nephropathy (MN) in 20 cases (20.2%), Focal segmental glomerulosclerosis (FSGS)
in 16 cases (16.2%), Immunuglobulin A nephropathy (IGAN) in 12 cases (12.2%), Minimal change
disease (MCD) in 7 cases (7.1%) and Amyloidosis in 6 cases (6.1%).
Conclusion: The most common indication for ultrasound assisted percutaneous kidney biopsy in
our centre was proteinuria. Membranous nephropathy was the most common cause of primary,
and amyloidosis was the most common cause of secondary glomerulonephritis. Since it has many
contributions to diagnosis, treatment and prognosis of renal diseases, ultrasound assisted
percutaneous kidney biopsy is considered to be relatively safe, reliable and uncomplicated
evaluation modality in this field.
Introduction
Böbrek biyopsisi girişimsel bir işlem olmakla birlikte renal parenkimal hastalığı olan
erişkinlerde en önemli tanısal ve prognostik yaklaşımdır[1-3]. Türkiye’de özellikle
glomerüler hastalıklar ve sistemik hastalıkların renal tutulumu başta olmak üzere böbrek
hastalıklarının prevalansı net olarak bilinmemektedir. Böbrek biyopsisi endikasyonları da
tüm dünyada tam olarak net değildir. Bununla birlikte böbrek biyopsisi için ana
endikasyonlar proteinüri, akut böbrek hasarı, renal fonksiyon kaybıyla seyreden sistemik
hastalıklar, tanımlanamayan renal fonksiyon kaybı, kronik böbrek hastalığı, izole
mikroskobik hematüri ve greft fonksiyon kaybıdır[4]. Avrupa, Avustralya ve Asya’nın
bazı ülkelerinde İmmünoglobulin A nefropatisi (IGAN); Amerika kıtası ülkelerinde ise
Fokal segmental glomerulosklerozis (FSGS) biyopsi sonucu saptanan en sık glomerüler
hastalıklardır. Ayrıca ilgi çekici biçimde son yıllarda Avrupa’da Membranoproliferatif
glomerulonefrit (MPGN) sıklığında azalma görülürken Amerika’da ise FSGS sıklığında
artış bildirilmektedir[5].
Material and Method
Çalışmamız Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi Nefroloji kliniğinde 2008-2011 yılları arasında
ultrason yardımlı perkütan böbrek biyopsisi yapılan 99
hastanın tıbbi kayıtlarının geriye dönük olarak taranması
sonucu oluşturulmuştur. Bu hastalarda demografik, klinik,
laboratuar verileri yanında biyopsi endikasyonları, işleme
bağlı komplikasyonlar ve histopatolojik tanılar
değerlendirilmiştir. Biyopsi işlemi öncesinde hastaların
tam kan sayımı, protrombin zamanı, İNR düzeyleri ile
biyokimyasal parametreleri değerlendirilmiştir. Tüm
hastalardan biyopsi işlemi öncesi bilgilendirilmiş onam
alınmıştır. İşlem için 14 gauge yarı otomatik biyopsi
iğnesi kullanmış olup her hastadan 2 renal doku parçası
alınmıştır. Biyopsiler böbreklerin ultrasonografik olarak
değerlendirilmesi sonrası steril koşullarda yapılmıştır.
Tüm hastalar olası komplikasyonlar açısından en az 12
saat süreyle klinik izleme alınmıştır. Böbrek biyopsisi
örnekleri merkezimizin olanakları doğrultusunda ışık
mikroskopisi ve immünflorasan inceleme için hazırlanıp,
boyanmıştır. Çalışmamızda elde edilen bilgiler SPSS
16.0 paket istatistik programı kullanılarak analiz edilerek
yüzde ve ortalama+/- standart sapma değerleri
hesaplanmıştır.
Results
Merkezimizde 2008 ile 2011 yılları arasında toplam
99 ultrason yardımlı perkütan böbrek biyopsisi
yapılmıştır. Hastalarımızın 59 (%59.6)’u erkek, 40
(%40.4)’ı kadındı. Hastaların 19 (%19.2)’u 20 yaş altı, 69
(%69.7)’u 20-60 yaş arası ve 11 (%11.1)’i 60 yaş
üstündeydi. Hastaların yaş ortalaması 36.4±15.4;
ortalama üre değeri 55.3±42.1 mg/dl; ortalama kreatinin
değeri ise 1.9±1.8 mg/dl idi. Hastaların 17 (%17.2)’sinde
hipokomplementemi ve antinükleer antikor, 8 (%8.1)’inde
antinükleer sitoplazmik antikor, 2 (%2)’sinde hepatit B ve
4 (%4)’ünde hepatit C pozitifliği saptandı. Ultrason
yardımlı perkütan böbrek biyopsisi için endikasyonlar ise
sırasıyla hastaların 48 (%48.5)’inde proteinüri, 27
(%27.3)’sinde hematüri ve 24 (%24.2)’ünde ise böbrek
yetmezliğiydi. Belirtilen bu ana biyopsi endikasyonlarına
ek olarak Diyabetes mellitus, Sistemik lupus
eritematozus ve vaskülitler gibi renal tutulumla
seyredebilen sistemik hastalıklar da biyosi kararlarında
yönlendirici olmuştur. Biyopsi işlemi manipülasyon
bölgesine uygulanan prilokain lokal anestezisi sonrası
gerçekleştirilmiştir. Bildirdiğimiz tüm biyopsi örneklerinde
patolojik tanı elde edilmiştir. Hastalarımızın 18
(%18,2)’inde işlem sonrası hafif düzeyde ve geçici
hematüri saptanmış olup başka komplikasyon
saptanmamıştır. Alınan biyopsi örneklerinin 89 (%89.9)’u
aynı patolog tarafından değerlendirilmiştir. Ultrason
yardımlı perkütan böbrek biyopsisi sonucu saptadığımız
en sık renal patolojiler sırasıyla hastaların 20
(%20.2)’sinde membranöz nefropati (MN), 16
(%16.2)’sında FSGS, 12 (%12.2)’sinde IGAN, 7
(%7.1)’sinde minimal değişiklik hastalığı (MDH) ve 6
(%6.1)’sında ise amiloidozisdi. En sık patolojik tanılar
birincil glomerüler patolojilerken, sekonder glomerüler
hastalıklar göreceli olarak daha az saptanmıştır.
Proteinüri endikasyonuyla renal biyopsi yapılan
hastaların %42’sinde MN, %15’inde MDH ve %13’ünde
amiloidozis saptanırken; hematürik hastaların %33’ünde
IGAN, %30’unda FSGS, %7’sinde Postenfeksiyöz GN,
Tübülointerstisyel nefrit (TİN) ve Lupus nefriti; böbrek
yetmezliği nedeniyle renal doku örneği alınan hastaların
ise %21’inde FSGS ve kresentik GN, %17’sinde
piyelonefrit ve akut tübüler nekroz (ATN) ve %8’inde ise
vaskülitik tutulum saptanmıştır.
Discussion
Böbrek biyopsisi tüm dünyada renal parenkimal
hastalıkların tanısı için kullanılmaktadır[6]. Biyopsi
bulguları özellikle proteinüri ve akut böbrek hasarı olan
olgular başta olmak üzere hastalarda tedaviyi
yönlendirmektedir[7]. Böbrek biyopsisi sonrası gelişen
en önemli komplikasyonlar hematom, hematüri, kanama,
ağrı ve arteriovenöz fistül oluşumudur[6,8-10].
Proteinüri tüm dünyada böbrek biyopsisinin en sık
endikasyonudur[11-14]. Bu çalışma Türkiye’nin bir doğu
kentinde bulunan Nefroloji kliniğimizin 3 yıllık ultrason
yardımlı perkütan böbrek biyopsisi deneyimini
yansıtmaktadır. Merkezimizde ultrason yardımlı perkütan
böbrek biyopsisi yapılan olguların büyük bölümü 20-60
yaş aralığında olup yaş ortalamaları ise 36.4 ± 15.4 idi.
Biyopsi endikasyonu olarak proteinüri, çalışmamızda
%48.5 oran ile ülkemideki öteki çalışmaların oranları olan
%31.5-%64.5 ile uyumluydu[15-17]. Biyopsi örneklerinin
değerlendirme sonuçları bizim hasta popülasyonumuzdaki
en sık patolojik tanının primer glomerülonefritler
olduğunu göstermiştir. Membranöz nefropati %20.2 oranı
ile en sık primer glomerülonefrit olarak saptanmıştır. Bu
sonuçlarımız ülkemizde yapılan birçok çalışma ile
paralellik gösterse de FSGS hâkimiyeti saptanan Hur ve
ark.[17] çalışması ve IGAN hâkimiyeti saptanan Ecder
ve ark.[16] çalışması ile uyumlu değildir. Öte yandan
Avrupa’da IGAN, MN, MPGN, Mezangioproliferatif GN;
Amerika Birleşik Devletleri’nde IGAN; Brezilya’da FSGS;
Asya ve Suudi Arabistan’da FSGS renal biyopsi sonucu
saptanan en sık glomerulonefritlerdir[6]. Çalışmamızda
amiloidozis %6,1 oranıyla en sık rastlanan sekonder
glomerülonefrit olup, bu sonuç ülkemizde yapılmış olan
öteki çalışmalar içinde Pişkinpaşa ve ark.[6] ve Hür ve
ark.[17]’nın çalışmalarıyla uyumlu olup, Sayarlıoğlu ve
ark.[15] ve Ecder ve ark.[16]’nın sonuçlarıyla uyumlu
değildi. Zira son 2 çalışmada en sık sekonder
glomerulonefrit olarak Lupus nefriti saptanmıştır. Avrupa,
Amerika ve Asya’da da Lupus nefriti sekonder
glomerulonefritlerden en sık görülenidir[6]. Türkiye’de
amiloidozis hâkimiyeti, olasılıkla Ailesel Akdeniz Ateşi
sıklığı nedeniyledir.
Sonuç olarak merkezimizde renal biyopsinin en sık
endikasyonu proteinüridir. Primer glomerülonefritlerin en
sık nedeni MN iken sekonder glomerulonefritlerin en sık
nedeni ise amiloidozisdir. Ultrason yardımlı perkütan
böbrek biyopsisi tanı, tedavi ve prognoza olan katkısı,
göreceli olarak güvenli ve komplikasyon sıklığının az
olması nedeniyle bu alandaki en önemli değerlendirme
modaliteleri arasında yer almaktadır. Çalışmamızda bazı
kısıtlamalar da mevcuttur. Biyopsi örnekleri yalnızca ışık mikroskobu ve immün florasan inceleme ile
değerlendirilmiş olup, elektron mikroskopik
değerlendirme yapılamamıştır. Olguların tek merkez
kaynaklı olması örnek büyüklüğünün kısıtlı olmasına
neden olmuştur. Bu çalışmada yalnızca kendi merkezimizin verileri sunulmuş olsa da bunun geriye
dönük ulusal bir veri tabanı oluştumaya katkısı
olabileceği kanısındayız. Ayrıca ülkemizde renal biyopsi
kayıtları yanında tüm nefrolojik hastalıkları içeren bir veri
tabanı oluşturulması gerektiği inancını taşımaktayız.
Tables
Table 1Table 2
References
McQuarrie EP, Mackinnon B, Young B, et al. Scottish renal
biopsy registry. Centre variation in incidence, indication
and diagnosis of adult native renal biopsy in Scotland.
Nephrol Dial Transplant 2009; 24: 1524-1528.
Fuiano G, Mazza G, Comi N, et al. Current indications for
renal biopsy: a questionnaire-based survey. Am J Kidney
Dis 2000; 35: 448-457.
Printza N, Bosdou J, Pantzaki A, et al. Percutaneous
ultrasound-guided renal biopsy in children: A single centre
experience. Hippokratia 2011; 15: 258-261.
Topham PS, Chen Y. Renal Biopsy. In Floege J, Johnson
RJ, Feehally J (Editors). Comprehensive Clinical
Nephrology 4th Edition: Elsevier, 2010: 75-82.
Polito MG, de Moura LA, Kirsztajn GM. An overview on
frequency of renal biopsy diagnosis in Brazil: clinical and
pathological patterns based on 9,617 native kidney
biopsies. Nephrol Dial Transplant 2010; 25: 490-496.
Pişkinpaşa S, Dede F, Akoğlu H, ve ark. Böbrek
Biyopsilerinin Klinikopatolojik Değerlendirmesi: Tek Merkez
Deneyimi. Turk Neph Dial Transpl 2012; 21: 167-172.
Richards NT, Darby S, Howie AJ, Adu D, Michael J.
Knowledge of renal histology alters patient management in
over 40% of cases. Nephrol Dial Transplant 1994; 9: 1255-
1259.
Eiro M, Katoh T, Watanabe T. Risk factors for bleeding
complications in percutaneous renal biopsy. Clin Exp
Nephrol 2005; 9: 40-45.
Hergesell O, Felten H, Andrassy K, Kühn K, Ritz E.
Safety of ultrasound-guided percutaneous renal biopsyretrospective analysis of 1090 consecutive cases. Nephrol
Dial Transplant 1998; 13 (4): 975-977.
Manno C, Strippoli GF, Arnesano L, et al.
Predictors of bleeding complications in percutaneous
ultrasound-guided renal biopsy. Kidney Int 2004; 66:
1570-1577.
Rivera F, López-Gómez JM, Pérez-García R. Spanish
Registry of Glomerulonephritis. Frequency of renal
pathology in Spain 1994-1999. Nephrol Dial Transplant
2002; 17: 1594-1602.
Rychlík I, Jancová E, Tesar V, et al. The Czech registry of
renal biopsies. Occurrence of renal diseases in the years
1994-2000. Nephrol Dial Transplant 2004; 19: 3040-3049.
Schena FP. Survey of the Italian Registry of Renal
Biopsies. Frequency of the renal diseases for 7
consecutive years. The Italian Group of Renal
Immunopathology. Nephrol Dial Transplant 1997; 12: 418-426.
Heaf J, Løkkegaard H, Larsen S. The epidemiology and
prognosis of glomerulonephritis in Denmark 1985-1997.
Nephrol Dial Transplant 1999; 14: 1889-1897.
Sayarlıoğlu H, Erkoç R, Topal C, ve ark. Van ilindeki
glomerulonefritlerin epidemiyolojisi: 129 vakanın patolojik
bulguları. Turk Neph Dial Transpl 2005; 14: 23-25.
Ecder SA, Kılıçaslan I, Ecder T, ve ark. Beşyüzonüç
böbrek biyopsisinin klinikopatolojik açıdan
değerlendirilmesi. J Ist Faculty Med 2005; 68: 43-45.
Hur E, Taksin H, Bozkurt D, et al. Adult Native Renal
Biopsy Experience of Ege University for 12 Consecutive
Years. BANTAO Journal 2010; 8: 22-29.