Keywords:Premenstruel syndromeprevalence of premenstruel syndromeaffecting factors on premenstruel syndrome
Amaç: Premenstrüel sendrom (PMS) reprodüktif dönemdeki kadınlarda izlenen en sık
hastalıklardan biridir. Bu çalışmamızdaki amaç ülkemizdeki PMS prevelansını saptamak ve
hastaların bu durum ile ilgili daha fazla bilgilenmelerini sağlayarak tedavilerinde yardımcı olmaktır.
Gereç ve Yöntem: Ağustos 2010 ve Mart 2011 tarihleri arasında jinekoloji polikliniğine farklı
şikayetlerle başvuran 15-49 yaş grubundaki kadınlardan oluşan 897 kadına Diagnostic and
Statistical Manual of Mental Disorder-IV (DSM-IV) kriterlerine göre hazırlanan anket formu yüzyüze
görüşme şeklinde soruldu.
Bulgular: Araştırmaya katılan kadınlar değerlendirildiğinde premenstrüel dönemde az veya çok
semptomu olan kadınlar %93.2 (n:836) olarak bulundu. Araştırmaya katılan kadınların PMS tanı
kriterleri göz önüne alındığında %32.8'inde (n:294) PMS bulunmaktaydı. Bu dönemde en sık
görülen semptomlar memede hassasiyet (%52.6), yorgunluk (%48.2), ödem (%46.8), bel ağrısı
(%44.6) olarak sıralanmaktaydı.
Sonuç: Toplumda PMS oranı yüksektir. Bu durum tüm toplumu etkileyebilmektedir. PMS
prevelansının azalması ve kadınların yaşam kalitesinin geliştirilmesi için, bu konuya daha fazla
önem verilmesi ve özellikle risk faktörlerinin belirlenmesi, risk taşıyan kadınlarda yaşam kalitesinin
geliştirilmesi amacıyla gerekli önlemler alınmalıdır.
Objective: Premenstruel syndrome (PMS) is one of the most common of the diseases in women at
reproductive age. The aim of the present study is to determine PMS prevalence in our country and
to inform patient about this stuation so help their treatment modality.
Material and Methods: Questionnaire was prepared according to the DSM-IV criterias were
administered to patients by face to face interview to 897 women ages between 15-49 years who
came to our clinic from August 2010 to March 2011 because of different complaints.
Results: As many as 93.2% (n:836) of the women had mild or severe symptoms in premenstrual
period. 32% (n:294) of women had diagnosis of PMS according to questionnaire were derived from
DSM-IV. Most of the symptoms in this study were breast tenderness (52.6%), fatigue (48.2%),
edema (46.8%), lumbalgia (44.6%).
Conclusion: Prevalence of PMS is frequent in population. All members of the society can be
affected by this syndrome. Thus, this problem should be considered seriously in diagnosis and to
reduce the prevalence and increase quality of life for women with PMS specific prevention
measures should be taken.
Introduction
Premenstrüel sendrom (PMS) ilk defa 1931 yılında Frank RD[1] tarafından
tanımlanmıştır. PMS teriminin ise ilk defa 1953 yılında Dalton ve Green tarafından
yapılan 84 kadınlık bir yayında kullanılmıştır[2]. Daha sonra 1985'de Reid tarafından
yapılan tanım üzerinde genel olarak uzlaşılmıştır[3]. Bu tanıma göre "PMS; menstruel
siklusun luteal fazında ortaya çıkan fiziksel, psikolojik sıkıntı ve/veya kadının sosyal
ilişkilerini,normal aktivitesini bozacak derecede önemli davranış değişiklikleri" olarak tarif
edilmiştir.
Üreme çağındaki kadınların %70-90'ında menstrüasyonla bağlantılı bazı semptomlar
vardır. Ancak kadınların %20-40'ında, değişik derecelerde geçici mental ve fiziksel
fonksiyon bozukluğu şeklinde semptomlar görülmekte iken, % 5-10'unda çalışma ve sosyal yaşamlarını bozacak ve tedavi gerektirecek kadar
şiddetli semptomlar görülmektedir[4-6]. Türkiye'de tanı
için gerekli kriterler kullanılarak yapılan PMS prevalans
çalışmaları daha çok belli bir bölgede yaşayan kadın
topluluğu ile hastanelere çeşitli nedenlerle başvuran
kadınlarda yürütülmüştür.
Bu çalışmada, İzmir Ege Doğumevi Eğitim ve
Araştırma Hastanesi’ne başvuran hastalardaki
premenstrüel hastalık tablosu prevelansını saptamak ve
hastaların bu durum ile ilgili daha fazla bilgilenmelerini
sağlayarak tedavilerinde yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Material and Method
Araştırma, Ege Doğumevi Eğitim ve Araştırma
Hastanesi jinekoloji polikliniğine çeşitli nedenlerle
başvuran kadınlar da PMS ve premenstrüel
semptomların prevelansını saptamayı amaçlayan bir
araştırmadır. Araştırmanın etik kurul onayı Ege
Doğumevi Eğitim ve Araştırma Hastanesi etik kurulundan
alınmıştır. Kadınlar çalışma hakkında bilgilendirildikten
sonra yazılı onamları alınarak çalışma grubuna dahil
edildi. Araştırmanın grubu, jinekoloji polikliniğimize farklı
şikayetlerle başvuran 15-49 yaş grubundaki kadınlardan
oluşan 897 kadındır. Çalışma Ağustos 2010 ve Mart
2011 tarihleri arasında yapılmıştır. Veriler, örneklemeye
giren kadınların poliklinik şartlarında yüz yüze anket
yöntemiyle toplanmıştır. Ankette bazı sosyo demografik
özellikler, ilk adet yaşı, adet durumları, geçirilmiş
gebelikleri, oral kontraseptif kullanma durumları, fiziksel
ve emosyonel yakınmaları, iş verimliliği ve alışkanlıkları
sorgulanmıştır. Düzensiz kanaması olanlar, gebe olanlar
ya da doğum sonrası birinci yıl içinde olanlar çalışma dışı
bırakılmıştır.
Anket formunda, Amerikan Psikiyatri Birliğinin DSMIV
tanı kitabında PMS için önerilen tanı kriterlerinden
yararlanılarak hazırlanmış sorular sorulmuştur[6].
Verilerin istatistiksel analizleri, SPSS 13.0 paket
programı ile yapılmıştır. Normal dağılıma uygunluk
kolmogorov smirnov testi ile değerlendirilmiştir.
Tanımlayıcı istatistiksel analizde sıklık ve yüzdelik
yöntemler kullanılmıştır. Çoklu grup analizleri yapılırken
tek yönlü varyans analizi yöntemi Tukey’s HSD (Honestly
Significant Difference) test ile birlikte kullanıldı. Gruplar
arasındaki numerik nicel değişkenlerin analizinde
bağımsız örnekler için Student’s t-test kullanıldı. Analizler
sırasında değişkenlerin ortalamaları±Standard deviasyon
(SD) ile incelenmiş olup P<0.05 anlamlı olarak kabul
edilmiştir.
Results
Çalışmaya katılan 897 kadın yaş gruplarına göre
incelendiğinde %29.3’nün 15-24, %56.7 ‘sinin 25-34,
%14’nün 35-49 yaş aralığında olduğu görüldü. Grubun
yaş ortalaması 28.05±5,8 (min: 16-maks: 44 yaş) olduğu
görüldü. Kadınların %60.8‘i evli, %34.8’i bekar,
%4.4‘ününde eşinden ayrı olduğu saptandı. Mesleklerine
göre dağılımda kadınların %26.7’si çalışan, % 73.3‘ü ev
hanımı olarak bulundu. Kadınlar eğitim düzeylerine göre incelendiğinde ilkokul % 35’i (n:329), %3.6’si (n:32)
ortaokul, %48.8 ‘i (n:420) lise, %12.6’sı (n:116) ise
üniversite mezunu olarak bulundu. Araştırmaya katılan
kadınların %3.8’i takvim yöntemi, %15.7’si geri çekme
metodu, %10.6’sı oral kontroseptif ile %9.9’u rahim içi
araç, %17.2’si prezervatif, %5.9’u tüp ligasyonu ile
korunmaktayken, %36.9’u ise korunmamaktaydı.
Kadınların gravidası %45.3 ‘ünde 0, %9.2’sinde 1,
%13.6’sında 2, geri kalan %31.9’unda ise ≥ 3 olarak
bulundu. Kadınların doğum sayısı ise %49.4’ünde 0,
%25’inde 1, %17.2’sinde 2 geri kalan % 8.4’ünde ise ≥ 3
olarak saptandı. (Tablo 1)
Tablo 1: Olguların bazı demografik verileri
Kadınların menarş yaşı %96’sında 12-16
arasındaydı. Ortalama menarş yaşı 12.97±2.07 olarak
hesaplandı. Kadınların %67.8’i 20-30 günde bir adet
görmekteydi. Kadınların %43.8’inde ise adetler 3 ile 5
gün arasında sürmekte ve %38.6’sı günde 1 ile 3 ped
kullanmaktaydı.
Araştırmaya katılan kadınlar değerlendirildiğinde
premenstrüel dönemde az veya çok semptomu olan
kadınlar %93.2 (n:836) olarak bulundu. Araştırmaya
katılan kadınların PMS tanı kriterleri göz önüne
alındığında %32.8’inde (n:294) PMS bulunmaktaydı. Bu
dönemde en sık görülen semptomlar memede
hassasiyet (%52.6), yorgunluk (%48.2), ödem (%46.8),
belağrısı (44.6) olarak sıralanmaktaydı. Bu semptomların
görülme sıklığına göre dağılımı Tablo 2’de görülmektedir.
Premenstrüel semptomların ortalama görülme süresi
11.6 ± 5.8 yıl olarak hesaplandı.
Tablo 2: Premenstrüel Semptomları Bulunan Kadınlarda Semptomların Görülme Sıklığına Göre Dağılımı
PMS’si olan kadınlarınların %57.2 ‘si tedavi olmayı
istemekteyken, %42.8’i olumsuz yanıt verdi. Bu
yakınmalar nedeniyle doktora başvurma oranı %19.7
olarak hesaplandı.
Doktora başvuran kadınların ise %39.7 (n: 69) ‘sine
oral kontraseptif, %30.8’ine (n:55) ağrı kesici, %19.2’sine
(n: 34) antidepresanlar, %6’sına (n:11) egzersiz geri
kalan hastalara ise çeşitli medikasyonlar önerilmişti.
PMS ile ilişkili faktörler incelendiğinde; PMS varlığı ve
çocuk sayısı arasında çocuğu olmayan ve bir çocuğu
olan 667 kadında PMS %36,7 olup, iki ve daha fazla
çocuğu olan 330 kadında PMS %17.1 olup istatiksel
olarak anlamlı bulunmuştur (P< 0.001). Medeni durum ile
PMS arasındaki ilişki incelendiğinde evlilerde PMS
sıklılığı fazla gibi gözüksede istatiksel olarak anlamlı
değildi (P>0.05). Yaş grupları (15-24, 25-34, 35-49)
arasında PMS sıklığı açısından yapılan tek yönlü
varyans analizi yönteminde fark istatiksel olarak anlamlı
bulunmadı. Menarş yaşı 13’ün altında olan 319 kadında
PMS %35.8 oranında daha yüksek olarak saptandı ve
istatiksel olarak anlamlı bulundu (P=0.026).
Anne yada kız kardeşlerde PMS olanlarda görülme
oran %27.6 olup istatiksel olarak anlamlıydı (p<0,05).
Kadınlarımızın %55.7’si sigara kullanmaktaydı. Sigara
kullanan kadınların %61.7’sinde premenstrüel
semptomlar saptandı. Sigara kullanımı ile PMS
arasındaki ilişki anlamlı olarak belirlendi.
Discussion
PMS, biyolojik, psikolojik ve sosyal parametreleri olan
psikonöroendokrin bir hastalıktır. Premenstrüel
semptomların görülme sıklığı, çeşitli araştırmalarda
büyük değişiklikler göstermektedir. Üreme çağındaki
kadınların %70-90’ında menstrüasyonla bağlantılı bazı
semptomlar bulunmaktadır[4,5,8]. Ancak kadınların
%20-40'ında, değişik derecelerde geçici mental ve
fiziksel disfonksiyon şeklinde semptomlar görülmekte
iken, %5-10'unda çalışma ve sosyal yaşamlarını bozacak
ve tedavi gerektirecek kadar şiddetli semptomlar
görülmektedir[1,4].
Premenstrüel semptomların prevalansı değişik
çalışmalarda çok büyük farklılıklar göstermektedir. Bu
farklılık, araştırmalarda kullanılan ölçeklerin standart
olmaması ile ilgili olabileceği gibi araştırma gruplarında
yer alan kadınların yaş, medeni durum, ırk gibi
özelliklerinin birbirinden farklı olması ile de açıklanabilir.
Musal ve arkadaşlarının araştırmasında oranlar
farklılık göstermekle birlikte, semptomlar benzemektedir:
En sık semptomlar, sinirlilik (%80.7), iç sıkıntısı (%68.2),
karın ağrısı-kramplar (%67.6), halsizlik (%65.3) ve
karında gerginlik-şişlik (%63.0); en az görülenler ise elayaklarda
şişlik (%18.2) ve kilo artımı (%16.4)’ dır[9].
Bu çalışmada premenstrüel semptomları bulunan
kadınlar, semptomların görülme sıklığına göre
incelendiklerinde; en sık görülen semptomlar, memede
hassasiyet (%52.6), yorgunluk (%48.2), ödem (%46.8),
belağrısı (44.6) ve boğulma hissi (%3.5) ile bacak ağrısı
(%2.6) ise en az görülen semptomlardı.
Araştırmaya katılan kadınlarda premenstrüel
semptomların devamlılık sürelerine bakıldığında,
semptomların ortalama 11.6±5.8 yıldır devam etmekte
olduğu görülmektedir. Khela[10], gebelik sayısı ile
premenstrüel semptomların ilişkili olduğunu bulmuştur.
Buna karşılık Logue ve Moos[11], premenstrüel
semptomların pariteyle ilişkili olmadığını rapor
etmişlerdir. Görüldüğü gibi premenstrüel semptomların
parite ile ilişkisi henüz tam olarak saptanamamıştır.
Kıran’ın[12], Ankara’da yaptığı çalışmada, evli
kadınlarda PMS oranı daha yüksek görülmekle birlikte
anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bu sonuçlarla bizim
çalışmamızdaki bulgular benzerlik göstermektedir.
Tarsus’ta yapılan bir araştırmada, PMS sıklığı, anne
ya da kız kardeşinde benzer şikâyetleri olanlarda,
olmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur[13]. Bizim
çalışmamızda da annede ya da kız kardeşte benzer
şikâyetlerin olduğu kişilerde PMS yüksek oranda
saptanmıştır.
Sonuç olarak, toplumda PMS oranı yüksektir. Bu
durum tüm toplumu etkileyebilmektedir. PMS
insidansının azalması ve kadınların yaşam kalitesinin
geliştirilmesi için araştırmamızda çıkan en sık
semptomların göz önünde bulundurulması ve bu
semptomların PMS’nin bir parçası olduğunun bilinmesi
tedavi açısından önemlidir.
References
Frank RT. The hormonal causes of premenstrual tension,
Arch Neurol Asychiatr 1931; 26: 1072
Parker, PD. Premenstrual Syndrome. Am Fam Physician
1993; 50: 1309-1317.
Havens CS, Sullivan ND, Tilton P. Manual of Outpatient
Gynecology. 3rd edition. Boston: Little, Brown and
Company,1996:15
Erden AC, Taner CE. Premenstrual Syndrome In a Group
of Nurses in the Southeastern Part of Turkey. Asian
Medical Journal 1989; 32: 349-352.
Amerikan Psikiyatri Birliği. Mental Bozuklukların Tanısal ve
Sayımsal El Kitabı. 4. Baskı (DSM-IV) Editör: E. Köroğlu
Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1995.
Ekholm UB, Backström T. Influence of Premenstrual
Syndrome on Family, Social Life an Work Performance. Int.
J.Of Health Services 1994; 24: 629-647.
Musal B, Uçku Ş, Aksakoğlu H, Balaban C. Narlıdere
Bölgesi’nde 15-49 Yaş Grubundaki Evli Kadınlarda
Premenstrüel Semptomların Belirlenmesi. Jinekoloji ve
Obstetri’de Yeni Görüş ve Gelişmeler 1992; 3: 61-64.
Khella AK. Epidemiologic Study of Premenstrual
Symptoms. J. Egypt Public Health Assoc. 1992; 67: 109-18.
Logue CM, Moos RH. Perimenstrual Symptoms: Prevalans
And Risk Factors. Psychosom Med 1986; 48: 388-414
Kıran, S. Park Eğitim Sağlık Ocağı Bölgesi’nde 15-49 Yaş
Grubu Kadınlarda Premenstrüel Sendrom Prevalansı.
UzmanlıkTezi, Ankara:1998.
Gülsen G, Özer F, Pehlivan E ve ark. 30 yaş ve Üzerindeki
Kadınlarda DSM-IV Tanı Kriterine Göre Premenstruel
Sendrom Prevalansı ve Bazı Risk Faktörleri. Klinik Bilimler
ve Doktor 2001; 6: 660-663.