Geri

Pediatrik Uykuyla İlişkili Hipermotor Epilepside Klinik Özellikler ve Karbamazepine Erken Yanıt

Cilt 40, Sayı 3

Kasım 2026 · Sayfalar 277-281

Pediatrik Uykuyla İlişkili Hipermotor Epilepside Klinik Özellikler ve Karbamazepine Erken Yanıt

Clinical Characteristics and Early Carbamazepine Responsiveness in Pediatric Sleep-Related Hypermotor Epilepsy

Yavuz ATAŞ1, Nihal SOYLU1

1Sağlık Bilimleri University Van Training and Research Hospital, Department of Pediatric Neurology, Van, TÜRKİYE
Anahtar Kelimeler: Uyku ile ilişkili hipermotor epilepsi pediatrik epilepsi hipermotor nöbetler karbamazepin parasomni
Keywords: Sleep-related hypermotor epilepsy pediatric epilepsy hypermotor seizures carbamazepine parasomnia

Amaç: Uyku ile ilişkili hipermotor epilepsi (sleep-related hypermotor (hyperkinetic) epilepsy-SHE), ağırlıklı olarak uykuda ortaya çıkan kısa süreli, stereotipik hipermotor nöbetlerle karakterize nadir bir fokal epilepsi sendromudur. Pediatrik hastalarda interiktal elektroensefalografi (EEG), nörogörüntüleme ve genetik incelemelerin sıklıkla tanısal açıdan yetersiz kalması nedeniyle tanı güçleşebilmektedir. Bu çalışmada SHE tanılı pediatrik hastaların klinik, EEG, nörogörüntüleme, genetik ve tedavi özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Uluslararası Epilepsi ile Savaş Birliği tanı kriterlerine göre SHE tanısı konulan pediatrik hastalar retrospektif olarak analiz edildi. Demografik özellikler, nöbet semiyolojisi, EEG bulguları, nörogörüntüleme sonuçları, genetik analizler, tedavi yanıtı ve izlem sonuçları değerlendirildi.

Bulgular: Çalışma kohortu 7 kız ve 4 erkek hastadan oluşmaktaydı. Nöbet başlangıç yaşı ortancası 9 yıl (dağılım: 7–13 yıl), ortanca izlem süresi ise 21 ay (dağılım: 18–26 ay) idi. En belirgin nöbet semiyolojileri hipermotor davranışlar, epileptik dolaşma, iktal korku/anksiyete ve asimetrik tonik/distonik postürlerdi. İnteriktal skalp EEG'si 9 hastada (%81.8), beyin manyetik rezonans görüntülemesi ise 10 hastada (%90.9) normal bulundu. Bir hastada kortikal displazi saptandı. Genetik analizlerde patojenik veya olası patojenik bir varyant tespit edilmedi. İdiyopatik SHE tanılı tüm hastalarda, çalışma izlem süresi boyunca 10–15 mg/kg/gün karbamazepin monoterapisi ile tam nöbet kontrolü sağlandı. Tam nöbet kontrolü sağlanamayan tek hastada yapısal bir beyin lezyonu bulunmakta olup, bu hasta çoklu antinöbet ilacı tedavisi gerektirdi.

Sonuç: Karbamazepin tedavisi, idiyopatik pediatrik SHE olgularında erken nöbet kontrolünün sağlanmasında oldukça etkili görünmektedir. Bulgularımız, SHE'nin tanı ve klinik yönetiminde ayrıntılı nöbet semiyolojisinin değerlendirilmesinin kritik önemini ortaya koymaktadır.