1Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE 2Özel Doğu Anadolu Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Elazığ, TÜRKİYE 3Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi, Patoloji Laboratuvarı, Elazığ, TÜRKİYE
Keywords:YaşlıPap smear
Keywords:ElderlyPap smear
Amaç: Bu çalışmada geriatrik yaş grubunda olan ve vajinal kanama dışındaki şikayetlerle
başvuran olguların servikal smear sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine
Haziran 2008 ile Haziran 2011 tarihleri arasında vajinal kanama dışı şikayetlerle başvuran 65 yaş
üstü hastaların kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastaların servikal smear raporları gözden
geçirildi ve çalışma grubu olarak belirlendi. Olguların yaş, klinik şikayetleri, abortusları ve gebelik
sayıları gibi obstetrik ve jinekoljik hikayeleri kayıt edildi. Hastalar 65-75 yaş ve 75 yaş üzeri olmak
üzere iki gruba ayrıldı.
Bulgular: Bu sürede toplam 206 olgu kaydedildi. 165 (% 80) olgu 65-75 yaş arasında iken, 41 (%
20) olgu 75 yaş üzerindeydi. Çalışmaya alınan olguların 76 (% 36.9) tanesinde kronik servisit, 114
(% 55.3) tanesinde atrofi, 3 (% 1.5) tanesinde servikal polip, 2 (% 1.0) tanesinde de servikal
erozyon tespit edildi. 3 (% 1.5) olgunun alınan smear sonucu ASCUS (önemi bilinmeyen atipik
squamöz hücreler), 1 (% 0.5) olgunun ise HSIL (yüksek gradeli squamöz intraepitelyal lezyon)
olarak tespit edildi. Olguların 7 tanesi (% 3.4) yoğun inflamasyon ya da kanama nedeniyle yetersiz
materyal olarak değerlendirildi. Hiçbir olguda İnvazif servikal karsinom veya AGUS (önemi
bilinmeyen atipik glandüler hücreler) tespit edilmedi.
Sonuç: Pap smear geriatrik popülasyonda da önemli bir tarama yöntemi olarak varlığını devam
ettirmektedir.
Objective: The aim of this study is to investigate the cervical smears of geriatric patients who were
accepted to the hospital for symptoms other than vaginal bleeding.
Materials and Methods: The records of patients who were admitted to Elazig Educational
Research Hospital Department of Obstetrics and Gynecology between June 2008 and June 2011
with complaints other than vaginal bleeding were examined. The age, obstetric and histories such
as number of aborts or pregnancy and clinical symptoms were recorded. Patients are dividev into
two groups; patients between 65-75 years formed are group-I and those who are above 75 years
formed the group-II.
Results: 206 patients recorded in this period. 165 cases (80%) were between 65 and 75 years old
and 41 cases (20%) were older than 75 years. Chronic cervicitis were diagnosed in 76 cases
(36.9%), cervical atrophy in 114 (55.3%), cervical polyps in 3 cases (1.5%) and cervical erosion in
2 (1.0%). In 3 patients (1.5%) ASCUS (atypical squamous cells of unknown significance) and in 1
(0.5%) patient HSIL (high grade squamous intraepithelial lesion) was determinated. In 7 cases
(3.4%), the specimen was named as insufficient due to intense inflamation or bleeding. No invasive
cervical carcinoma or AGUS (atypical glandular cells of unknown significance) was detected.
Conclusion: Pap smear is stil an important diagnostic tool in geriatric patients.
Introduction
Tüm dünyada özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşam beklentisi 20
yıllık bir artış göstermiş olup, 2050 yılına kadar 10 yıl daha artacağı beklenmektedir.
Bugün dünya üzerinde yaşayan nüfusun % 10’u 65 yaş üzeri, yani geriatrik yaş
grubunda iken, 2050 yılında bu rakamın % 16 üzerine çıkması beklenmektedir.
Ülkemizde halen % 5,6 civarında olan yaşlı nüfusun 2025’de % 9-10’u bulacağı
öngörülmektedir. Ülkemiz için doğuşta beklenen yaşam süresi 2004 yılı için 71.1’ dir[1,2]. Buna paralel olarak ülkemizde de geriatrik yaş grubu jinekoloji polikliniğine daha sık
başvurmakta ve bu hasta popülasyonun değerlendirilmesi kendi içinde özellikler
göstermektedir.
Jinekoloji pratiğinin vazgeçilmezi olan Papanicolaou (Pap) smear taramasının
yaygın olarak kullanılması, servikal patolojilerin daha erken tespitine olanak vermiş ve
özellikle invaziv serviks kanserinin görülme oranını önemli ölçüde azaltmıştır. Bununla
beraber servikal intraepitelyal lezyonların teşhisinde bir artış olmuştur. Pap smear nispeten ucuz bir yöntemdir. Konvansiyonel sitolojinin
servikal patolojilerin tespitindeki sensivitesi % 30-87,
spesifitesi % 86-100, daha yeni bir yöntem olan sıvı bazlı
sitolojinin sensivitesi % 61-95, spesifitesi 78-82 olarak
bulunmuştur[3,4].
Çalışmamızda geriatrik yaş grubunda olan ve vajinal
kanama dışındaki şikayetlerle jinekoloji polikliniğimize
başvuran olguların servikal smear sonuçlarını
değerlendirmeyi amaçladık.
Material and Method
Bu çalışma Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın
Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine Haziran 2008 ile
Haziran 2011 tarihleri arasında vajinal kanama dışı
şikayetlerle başvuran 65 yaş üstü hastaların kayıtları
incelenerek yapıldı. Çalışmaya 206 hasta dahil edildi.
Hastaların servikal smear raporları gözden geçirildi ve
çalışma grubu olarak belirlendi. Smearlerin alınmasında
servikal fırça kullanıldı ve elde edilen materyal iki lama
yayıldıktan sonra % 96’lık alkolle tespit edildi. Tüm
smearler Bethesda 2001 sistemine göre değerlendirildi.
Smear alınırken; hastanın kanamalı olmamasına, en az
üç gün içinde koitus öyküsünün olmamasına ve havanın
kurutucu etkisini azaltmak için hemen fiksasyonuna
dikkat edildi. Öte yandan olguların yaş, klinik şikayetleri,
abortusları ve gebelik sayıları gibi obstetrik ve jinekoljik
hikayeleri incelendi. Postmenopozal kanama şikayeti ile
başvuran hastaların değerlendirilmesinde servikal smear
dışı yöntemler kullanıldığı için bu hastalar çalışma dışı
bırakıldı. Hastalar 65-75 yaş ve 75 yaş üzeri olmak üzere
iki gruba ayrıldı. İstatistiksel yöntem olarak ki-kare testi
ve tanımlayıcı istatistik kullanıldı. P<0.05 istatistiksel
olarak anlamlı kabul edildi.
Results
Çalışmamızda 206 olgu incelemeye alındı. 165 (%80)
olgu 65-75 yaş arasında iken, 41 %(20) olgu 75 yaş
üzerindeydi. Çalışmaya alınan olguların yaş aralıkları
65–93 arasında olup, ortalama yaş 71.50±5.89 idi.
Olguların ortalama gebelik sayıları (1-16) 8.24±2.84,
abortusları (0-7) 1.96±1.59 ve küretaj sayıları (0-3)
0.44±0.67 idi. Olguların yaşları ve obstetrik öyküleri tablo 1’de verilmiştir.
Tablo 1: Olguların demografik özellikleri.
Olguların 116 (%56.3) tanesinde desensus uteri, 13
(%6.3) tanesinde miks tip üriner inkontinans ve 77 (%
37.4) tanesinde desensus uteri ile beraber miks tip üriner
inkontinans bir arada idi. Desensus uteri olgularından 24
tanesinde 1-2. derece, 102 tanesinde 3. derece, 67
tanesinde ise 4. derece desensus uteri (Total prolapsus) vardı. 62 tane olguda 1-2. derece sistorektosel, 144
olguda ise 3. veya 4. derece sistorektosel vardı. Oniki
olguda desensus uteri ve üriner inkontinansla beraber
fekal inkontinans da eşlik ediyordu ve fekal inkontinans
olgularının tümü 75 yaş üzerinde idi. Olguların Kadın
Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuru şikayetleri
tablo 2’de verilmiştir.
Tablo 2: Olguların Başvuru Şikayetleri.
Çalışmaya alınan olguların 76 (%36.9) tanesinde
kronik servisit, 114 (%55.3) tanesinde atrofi, 3 (%1.5)
tanesinde servikal polip, 2 (%1.0) tanesinde de servikal
erozyon tespit edildi. 3 (%1.5) olgunun alınan smear
sonucu ASCUS (önemi bilinmeyen atipik squamöz
hücreler), 1 (%0.5) olgunun ise HSIL (yüksek gradeli
squamöz intraepitelyal lezyon) olarak tespit edildi.
Olguların 7 tanesi (%3.4) yoğun inflamasyon ya da
kanama nedeniyle yetersiz materyal olarak
değerlendirildi. Hiçbir olguda İnvazif servikal karsinom
veya AGUS (önemi bilinmeyen atipik glandüler hücreler)
tespit edilmedi. Pap smear sonucu HSIL olarak gelen
olgunun yaşı 70 idi ve önceden 7 gebeliği bulunuyordu.
Smear sonucu ASCUS olarak gelen 3 olgunun yaşları
65, 68 ve 74 idi. Servikal polip tespit edilen 3 olgunun
yaşları ise 65,69 ve 78 olarak tespit edildi. Olguların
servikal smear sonuçları tablo 3’te verilmiştir.
Tablo 3: Olguların servikal smear sonuçları.
Olgular, 65–75 yaş ile 75 yaş üzeri olmak üzere,
yaşlarına göre iki gruba ayrıldığında gebelik sayıları,
küretaj ve abortus öyküleri açısından gruplar arasında
anlamlı bir fark tespit edilmedi. Öte yandan total
prolapsus, üriner inkontinans, fekal inkontinans ve eşlik
eden kronik hastalıklar 75 yaş üzerindeki olgularda
istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0.05). Pap smear
değerlendirmesinde ise servikal polip, ASCUS ya da
HSIL gibi anlamlı olabilecek patolojiler 75 yaş altındaki
olgularda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0.05).
Olguların hiçbirisi son üç yıl içerisinde jinekolojik
muayeneye gelmemişti ve önceden düzenli jinekolojik
değerlendirme yapılmamıştı. Ayrıca olguların tamamında diyabetes mellitus, hipertansiyon, iskemik kalp
hastalıkları, glokom, hipotiroidi gibi kronik hastalıklardan
en az bir tanesi mevcuttu.
Discussion
Yasaların ve Dünya Sağlık Örgütü'nün kabul ettiği
yaşlılık sınırı 65 olmakla birlikte, kişinin bağımlılığa geçişi
çoğunlukla 75 yaş civarında olmaktadır. Üstelik beklenen
yaşam süresi dünya genelinde giderek artmaktadır[5,6].
Bizim yaptığımız çalışmada da özellikle 75 yaş üzeri
olgularda total prolapsus, üriner ve fekal inkontinans
anlamlı olarak yüksek bulundu. Ayrıca 75 yaş üzeri
olgularda kronik dahili hastalıkların insidansı daha
yüksekti.
Jinekolojik muayene, yaşlı kadınların rutin
değerlendirmelerinin bir bölümüdür ve Pap smear ile
yıllık tarama genellikle 65 yaşına dek önerilmektedir. Bu
yolla invaziv servikal kanser oranı % 90’dan fazla
azaltılabilmektedir. 65-75 yaş arası Pap smear taraması
ancak hastanın daha önce hiç taraması yoksa faydalı
olmaktadır. Muayene esnasında histerektomi geçirmiş
olan hastalarda dahil olmak üzere, tüm hastalar
spekulum ile değerlendirilmelidir. Histerektomi
supraservikal olarak yapıldığında serviks intakt olarak
kalır ve kanser açısından risk taşımaya devam eder[7].
Yıllık Pap smear ile yapılan taramaya seksüel olarak
aktif olduktan 3 yıl sonra, 21 yaşından geç olmamak
koşuluyla başlamalıdır. 70 yaş ve üstü kadınlarda son 10
yılda ardışık 3 normal pap smear sonucu varsa tarama
kesilebilir. Ancak birçok yaşlı hasta, daha önce hiç
tarama testi yapılmamış olmasından ötürü yüksek risk
allında kabul edilir. Bu nedenle tarama stratejisi hastaya
özel belirlenmelidir. Amerikan kanser birliği, serviksi olan
her kadına Pap smear testinin 1 ila 3 yıl da bir
yapılmasını önermektedir[7-10]. Bizim çalışmamızda da
olguların düzenli jinekoljik muayene yaptırmadıkları tespit
edildi. Bu nedenle hastalara tam bir jinekolojik muayene
yapmak önem arz eder.
Genel olarak ele alındığında kanser için en önemli
risk faktörü yaştır. Yirmi yaşında bir bireyde yıllık kanser
gelişme riski 1/10.000 iken, bu risk 50 yaşında 1/1000’e,
80 yaşında ise % 1’e çıkmaktadır. Yeni kanser tanısı
almış vakaların % 55’i 65 yaş ve üstündedir. Benzer şekilde, kansere bağlı ölümlerin %70’i 65 yaş ve üstü
nüfusta olmaktadır[1]. Yaşa göre ölüm sebeplerine
bakıldığında kanser 60–79 yaş grubunda birinci sırada,
80 ve üstü yaş grubunda ise kardiyak nedenlerden sonra
ikinci sırada yer almaktadır. Tüm bu veriler yaşlı nüfusta
kanser ve kanser taramasının önemini ortaya
koymaktadır[11]. Uterin serviksin diagnostik sitolojisi
bugün en iyi bilinen sitolojik tarama yöntemi olarak, tüm
dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Sitolojik
yöntem, hızlı ve kolay tanıma olanağı sağlar, dokuya
zarar vermez ve sık olarak hücre örneği almak açısından
elverişlidir. Sitolojinin jinekoloji pratiğinde uygulanması,
invaziv serviks kanseri öncüllerinin erken tanı ve
tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Günümüzde Pap
smear testi etkili bir kitle tarama metodu olarak
benimsenmiştir[12]. Bu nedenle geriatrik popülasyonda
servikal smear değerlendirmesi, özellikle düzenli
muayene yaptırmayan, olgularda mutlaka önerilmelidir.
Bizim 70 yaşındaki bir olgumuz HSIL olarak, 3 olgumuz
ise ASCUS olarak rapor edilmiştir. Bunlardan özellikle
HSIL ve enfeksiyon tedavisi sonrası ASCUS sonucunun
tekrarlaması halinde ileri servikal değerlendirme
yapılması gereken olgulardır ve bu sonuç Pap smear
değerlendirmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Öte yandan geriatrik popülasyon değerlendirilirken,
hastanın o anki şikayetine odaklanıp kalmamak ve bu
yaş grubunda görülebilecek tüm organ ve sistemlere ait
semptom ve bulguları yeterince sorgulamak gerekir. Bu
sayede hastanın belirtemediği ya da ihmal ettiği başka
organ sistemlerine ait bir şikayeti ortaya çıkarılıp, ileride
oluşabilecek ciddi tıbbi sorunların önüne geçilebilir.
Ülkemizdeki yaşlı nüfusun rutin sağlık kontrolü
yaptırmasındaki yetersizlik ve hastanın şikayetlerini ifade
etmede yaşadığı zorluklar düşünülürse herhangi bir
şikayetle başvuran geriatrik hastanın tüm organ ve
sistemlerinin değerlendirilmesinin önemi daha da iyi
anlaşılır. Bizim çalışmamızda da olgularımızın tümünde
en az bir kronik hastalık vardı. Bunlardan gerekli
görülenler kardiyoloji, endokrinoloji ve göz hastalıkları
gibi polikliniklere yönlendirildiler.
Çalışmamızın sonuçları doğrultusunda bir
değerlendirme yapmak gerekirse Pap smearin geriatrik
popülasyonda da önemli bir tarama yöntemi olarak
varlığını devam ettirdiği söylenebilir.
References
ACOG Work group on the prevention of elder abuse.
American College of Obstetricians and Gynecologists,
www.elderabusecenter.org/ 12.01.2012.
Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem
Planı. Devlet Planlama Teşkilatı.
www.dpt.gov.tr/DocObjects/Download/2230/eylempla.pdf/12.01.2012.
Belison J, Qiao YL, Pretorius Rea. Shanxi province
cervical cancer screening study: a cross-sectional
comperative trial of multipl techniques to detect cervical
neoplasia. Gynecol Oncol 2001; 83: 439-444.
Kulasingam SL, Hughes JP, Kiviat NB. Evaluation of
human papillomavirus testing in primary screening for
cervical abnormalities: comparison of sensitivity, specificity,
and frequency of referal. JAMA. 2002; 288: 1749-1757.
Dirican R. Bilgel N. Halk Sağlığı. Bursa: Uludağ
Üniversitesi Basımevi 1993.
WHO, Health of Elderly, Tec Rep Series N 79. WHO.
Geneva, 1989.
Rakel RE. The Periodic Health Examination. In: Grimin KJ,
Diebold MM. (Editors). Textbook of Family Practice. 6th
Edition, USA: WB Saunders Company, 2002: 159-182.
Smith RA, Mettlin CJ, Davis KJ, Eyre H. American Cancer
Society guidelines for the early detection of cancer. CA
Cancer J Clin 2000; 50: 34-49.
Walter LC, Covinsky KE. Cancer screening in elderly
patients: a framework for individualized decision making.
JAMA. 2001; 285(21): 2750-2756.
Balducci L. Treatment of cancer in the older aged person.
Mediterr J Hemat Infect Dis 2010; 2(2): e2010029.
SEER. Cancer Statistics http://seer.cancer.gov, American
Cancer Society. Guidelines for the early detection of
cancer. Available
at://www.cancer.org/docroot/PED/content/PED/2_3
X_ACS_Cancer_ Detection_Guidelines_36.asp. sitearea=
PED. 18.03.2007.
Pekin T. Servikal intraepitelyal lezyonların tanı ve
tedavilerinde, Pap smear ile HPV testlerinin
kombinasyonunun önemi. T Klin J Gynecol Obst 2002; 12:
203-207.